1. Haberler
  2. SAĞLIK
  3. Gıda Zehirlenmeleri Tehlikesi: Uyarılar Artıyor

Gıda Zehirlenmeleri Tehlikesi: Uyarılar Artıyor

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Vural, son günlerde artan gıda zehirlenmesi vakalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Vural, “Aslında şu an buz dağının görünmeyen yüzü var. Hastaneye başvuran vakaların sayısı, yaşananların sadece bir kısmını yansıtıyor. Gıda zehirlenmeleri, basitçe ifade edilebilecek bir durum. Ancak gıda enfeksiyonları da söz konusu; bunlar daha uzun süre geç ortaya çıkabiliyor, insan hayatını tehdit edebiliyor ve hatta ölümle sonuçlanabiliyor. Örneğin, az pişmiş bir köfte veya çiğ sütten yapılan bir peynir, menenjite veya hamilelikte düşüğe neden olabilir” dedi.

BİNLERCE KİŞİ HASTANELİK OLDU

Son zamanlarda yaşanan gıda zehirlenmeleri, Türkiye’de gıda güvenliği konusunu gündeme getirdi. Okullarda, cezaevlerinde, toplu yemek organizasyonlarında, seyyar satıcılarda ve restoranlarda yedikleri yemekler nedeniyle binlerce kişi hastaneye kaldırıldı ve tedavi altına alındı.

Prof. Dr. Aydın Vural, her yıl gıda zehirlenmesi nedeniyle ortalama 600 bin kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Gıda güvenliği ile ilgili risk değerlendirmesi yapılmasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Vural, “Gıda zehirlenmeleri son günlerde toplumda büyük bir endişe yarattı. Ancak bu sorun, anlık bir mesele değil; dünya genelinde yaygın bir durum. Yılda 600 bin insan, gıda zehirlenmesinden yaşamını yitiriyor. Ekonomik ve sağlık yönü olan bir sektör. Son günlerde artan kamuoyu ve medya ilgisi, bu sorunu daha görünür hale getirdi. Gıda güvenliği, çiftlikten sofraya kadar tüm aşamalarda tehlikelerin önceden önlenmesiyle sağlanabilir. Aksi takdirde, herhangi bir noktada sorunlar ortaya çıkabilir” şeklinde konuştu.

Toplu tüketim yerleri ve seyyar satıcıların, gıda tüketiminde ayrı bir risk grubu oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Vural, “İşletmeciler, çalışan personel, teknik yapı ve hijyen uygulamaları, bu faktörlerin tamamı bir bütün olarak değerlendirilmeli. Hijyen eğitimleri, uygun fiziksel ortam ve gıda sicili gibi unsurlar son derece önemli” ifadelerini kullandı.

‘Aylarca süren tedavi veya ölüme kadar gidebilen problemler oluşturabiliyor’

Prof. Dr. Vural, gıdalarda üç çeşit bulaşma riski olduğunu belirterek, bunların biyolojik, kimyasal ve fiziksel bulaşmalar olduğunu söyledi. Biyolojik kaynaklı zehirlenmelerin dünya genelinde en yaygın olanlar arasında yer aldığını ifade eden Vural, “Bu tür zehirlenmeler genellikle 2-3 gün içinde geçiyor. Ancak bazıları aylarca süren tedavi gerektirebiliyor ve ölümle sonuçlanabiliyor. Gıda dediğimizde sadece bulantı veya kusma gibi belirtilerle sınırlı değil. Menenjit veya eklem rahatsızlıkları gibi daha ciddi hastalıklara da yol açabiliyor. Bu nedenle tüm gıda zincirinde önlemler almamız gerekiyor” diye konuştu.

‘Gıda okuryazarlığı eksiğimiz var’

Gıda kaynaklı hastalıklar konusuna dikkat çeken Prof. Dr. Vural, gıda okuryazarlığının önemini vurgulayarak, “Gıdayı tanımak, normal renk, koku ve tadını bilmek gerekiyor. Etiketleri okumak ve gıdaların ne kadar süre dayanacağını bilmek sağlık açısından kritik. Hayvansal gıdalardan insanlara geçen 250’den fazla zoonoz hastalık var. Bunları önleyebilmek için koruyucu ve önleyici yaklaşımlar benimsemek gerekiyor. Risk yönetimi ve analizinin yapılması da şart” dedi.

“Şu an buz dağının görünmeyen yüzü de var”

Prof. Dr. Vural, gıda zehirlenmesi vakalarının çoğunun evde ya da hafif belirtilerle atlatıldığını, hastaneye başvuranların yalnızca bir kısmını oluşturduğuna dikkat çekti. Gıda enfeksiyonlarının daha ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Vural, “Ham maddelerin kalitesi ve sağlık durumu, gıdanın sağlıklı olup olmadığını belirleyen en önemli faktörlerdir. Az pişmiş köfte veya çiğ süt gibi gıdalar, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” dedi.

‘Sebzeyi ayrı kesme tahtasında, eti ayrı kesme tahtasında kullanmanız gerekiyor’

Prof. Dr. Vural, ekonomik nedenlerle bazı üreticilerin kalitesiz ham madde kullanabildiğini belirterek, “Denetimlerin daha yaygın ve bağımsız olması gerekiyor. Ham madde kalitesi düşükse sorunların çıkması kaçınılmaz. Hijyenik üretim koşulları sağlanmalı. Örneğin, sebzeleri ayrı, eti ayrı kesme tahtalarında kullanmalıyız. Aksi halde mikroorganizmalar birbirine geçebilir” şeklinde konuştu.

‘Personel bu konularda bilinçli olması gerekiyor’

Restoranlarda personelin önemini vurgulayan Prof. Dr. Vural, “Personelin hijyen konularında bilinçli olması şart. Eldiven kullanımı, sabunla el yıkama, maske takma gibi önlemlerle gıdaya bulaşmayı önlemeliyiz. Ayrıca saklama ve nakliye koşullarına dikkat edilmeli. Soğuk zincir uygulamaları, mikroorganizmaların gelişimini engellemek için gereklidir” dedi.

‘Sokakta satılan gıdaya uygun özel koşullar getirmemiz gerekiyor’

Prof. Dr. Vural, seyyar ve sokak satıcılarının gıda güvenliği açısından risk taşıdığını belirterek, “Bu satıcıların kayıt dışı olmaları, denetim eksikliği yaratıyor. Seyyar satıcıların kamuya başvurup izin alması, sağlık koşullarını belgelemeleri gerekiyor. Ayrıca, sokakta satılan gıdalara özel koşullar getirilmesi şart. Özellikle hayvansal ürünlerin soğuk zincirle taşınması ve sağlıklı koşullarda satılması gerekiyor” uyarısında bulundu.

Gıda Zehirlenmeleri Tehlikesi: Uyarılar Artıyor
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Asistantr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.