ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS) ve Tarım Bakanlığı’nın (USDA) birlikte hazırladığı 2025–2030 Beslenme Rehberi, dikkat çekici bilimsel veriler sunuyor.
Yarım yüzyıldır geçerli olan geleneksel beslenme modellerini sorgulayan bu yeni rehber, beslenmenin kronik hastalıkların önlenmesinin yanı sıra, iyileşmesinde de hayati bir rol oynadığını vurguluyor.
Bu önemli değişimi değerlendiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, şu bilgileri aktardı:
Doç. Dr. Binnur Okan Bakır
Türkiye’de obezite sorunu yaygın
Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi verilerine göre, Türkiye obezite ve fazla kilo konusunda en yüksek oranlara sahip ülkelerden biri. Bu durum, yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacak kadar ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak gündeme geliyor.
Hastalıkların nedenleri çeşitlidir
ABD’de yetişkinlerin yaklaşık %70’i fazla kilolu, %40’ı ise obez. Yetişkin nüfusun yarısından fazlasında diyabet ya da prediyabet vakalarına rastlanıyor.
Bu veriler, beslenme politikalarında değişikliğin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Yeni rehber, kronik hastalıkları sadece genetik ve yaşla açıklama anlayışını terk ederek, beslenmeyi temel bir belirleyici olarak kabul ediyor.
Yağ tüketiminde yeni bir dönem
Yağlara ilişkin bakış açısı da önemli bir dönüşüm yaşıyor. Artık toplam yağ miktarından ziyade, yağın hangi kaynaklardan ve nasıl alındığı daha büyük önem taşıyor. Sağlıklı kaynaklardan elde edilen ve az işlenmiş gıdalardaki yağlar ile rafine ve yoğun işlenmiş yağların vücut üzerindeki etkileri farklılık gösteriyor. Bu durum, “yağdan tamamen kaçma dönemi”nin sona erdiğini ortaya koyuyor.
Karbonhidrat ağırlıklı beslenme sorgulanıyor
Yeni rehberin dikkat çekici özelliklerinden biri, makro besin ögelerine yönelik yaklaşımı. Uzun yıllardır önerilen düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı diyetlerin, metabolik hastalıkları önlemede yetersiz kaldığı gözlemleniyor.
Yetersiz protein alımı, kas kütlesi kaybı, insülin direnci ve metabolizmanın yavaşlamasıyla ilişkilidir. Büyüme ve bilişsel gelişim açısından çocukları da olumsuz etkileyebilecek bu durum, rehberde yaşa ve sağlık koşullarına uygun yeterli protein alımının önemini vurguluyor.
Aşırı işlenmiş gıdalara karşı uyarı
ABD’de alınan enerjinin yaklaşık %60’ı aşırı işlenmiş gıdalardan sağlanıyor. Bu gıdaların obezite, tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıklarıyla güçlü bir ilişkisi bulunuyor.
Federal düzeyde ilk kez bu kadar net bir şekilde ‘aşırı işlenmiş, paketli ve hazır gıdalar sınırlandırılmalı’ ifadesine yer veriliyor. Bu, beslenme politikalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Çocuk sağlığı kritik bir tehdit altında
Yeni rehber, çocuk beslenmesine özel bir vurgu yapıyor. Eklenti şekerler, yapay tatlandırıcılar ve yoğun katkı maddeleri, çocukların metabolik dengesi ve bağırsak sağlığı açısından ciddi riskler oluşturuyor.
Okul yemekleri ve çocuk beslenme programları bu noktada büyük bir önem taşırken, çocukluk çağındaki obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Acil Sağlık Önceliği olarak kabul ediliyor. Şekerli içecekler ve meyve suları, sağlıklı alternatifler olarak değerlendirilmemeli.
SAĞLIKLI BESLENME
Dikkat Edilmesi Gerekenler
– Kronik hastalıklardan korunmak ve sağlıklı bir yaşam sürmek için doğal gıdalara odaklanın. Aşırı işlenmiş ürünler yerine, doğala en yakın ve az işlenmiş besinleri tercih edin.
(Örneğin, et tüketirken haşlanmış, ızgarada veya fırında pişirilmiş seçenekleri tercih etmek; işlenmiş şarküteri ürünlerini sınırlamak; sebze ve meyve alımında mevsiminde ve yerel ürünleri tercih etmek; tahıllarda ise tam tahıl seçeneği kullanmak gerekmektedir. Bazı besinlerin sağlığımız için belirli bir miktar işlenmesi gerekir. Özellikle süt ve süt ürünlerinde çiğ sütten kaçınılmalı ve pastörizasyon uygulanmalıdır.)
– Yeterli protein alımına dikkat edin ve yağın kalitesine odaklanın. Bu yaklaşım, sadece ağırlık kontrolü için değil, uzun dönem sağlık için de önemli bir araçtır.

Geleneksel az işlenmiş besinlerin önemi
Yeni rehberde bağırsak mikrobiyomunun bağışıklık sistemi, metabolik sağlık ve beyin işlevleri üzerindeki etkisi ele alınıyor.
Bu, bilimsel anlamda önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor. Lif açısından zengin sebzeler, yoğurt ve kefir gibi fermente gıdalar ile geleneksel az işlenmiş besinler, sağlıklı beslenme önerilerinin temelini oluşturuyor.




