Ekonomi yönetimi, sanayide katma değerli ve nitelikli üretime geçişi öncelikli hedef olarak belirlerken, bu dönüşümün sorumluluğunun kime ait olduğu konusunda tartışmalar derinleşiyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın sanayide teknoloji odaklı dönüşümün başladığı ve cari açığı iyileştirdiğine dair yaptığı açıklamalar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in iş dünyasına yönelik mesajları ile farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Şimşek, MÜSİAD’ın “2025 değerlendirmesi, 2026 beklentileri” toplantısında sanayicilere çağrıda bulunarak üretim yapısını ve ürün kalitesini eleştirdi. “Size yardımcı olacağız ama her şeyi devletten beklemeyin. Devletin yapabileceklerinin sınırı var” ifadelerini kullanan Şimşek, daha yüksek katma değer, verimlilik ve rekabet gücünün, kamudan değil, firmaların kendi kararları ve yatırımlarından doğması gerektiğinin altını çizdi.
Öte yandan, iş dünyası temsilcileri, sanayideki dönüşüm söyleminin mevcut koşullarla örtüşmediğine dikkat çekiyor. Yılmaz’ın çizdiği iyimser tablonun tüm sektörler için geçerli olmadığını dile getiren temsilciler, özellikle yüksek finansman maliyetleri, güçlü TL ve zayıf dış talep ortamında kamu politikalarının ve destek mekanizmalarının belirleyici rol oynadığını savunuyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanvekili Ahmet Fikret Kileci, üretimdeki nitelik artışını kabul etmekle birlikte dönüşümün sosyal boyutuna vurgu yapıyor. Kileci, dönüşümün devlet destekli teknoloji yatırımları, nitelikli insan kaynağı ve uzun vadeli finansman ile sürdürülebilir olabileceğini ifade ediyor.
SANAYİ AĞIR SIKINTIDA
TOBB Konfeksiyon ve Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanı Şeref Fayat, yüksek teknoloji yatırımlarına verilen desteklerin olumlu olduğunu belirtse de sanayinin geniş bir kesiminin ciddi bir baskı altında olduğunu aktarıyor. Mücadelenin markalaşmadan ziyade ayakta kalmak olduğunu belirten Fayat, “Değerli TL ve yüksek finansman maliyetleri nedeniyle önemli bir dökülme yaşanıyor. Emek yoğun sektörlerde bu durum daha da ağır.” şeklinde konuşuyor. Ayrıca, finansman maliyetlerinde olası bir gevşeme ve Avrupa talebindeki iyileşmenin etkilerinin ancak 2027’de görülebileceğini ekliyor.
Ekonomist Arda Tunca, sanayide dönüşüm tartışmasını daha uzun vadeli bir perspektife oturtuyor. Anlamlı bir değişim için 8–15 yıllık bir politika sürekliliğinin gerekliliğini vurgulayan Tunca, Türkiye’de sık sık değişen ekonomik ve kurumsal çerçevenin dönüşümü olumsuz etkilediğini belirtiyor. Tunca’ya göre, kısa vadeli büyüme ve istihdam hedefleri ile verimlilik ve teknoloji odaklı sanayi dönüşümü arasındaki yapısal gerilim, günümüzdeki tartışmaların temelini oluşturuyor.




