‘Seyyanen zam istiyoruz’
‘Asgari ücretin altında aylık olmamalı’
‘Sinirliyiz, öfkeliyiz’
MUSTAFA ÇAKIR
Hükümet, en düşük emekli aylığı ile ilgili önemli bir düzenlemeyi önümüzdeki günlerde Meclis’e sunmaya hazırlanıyor. En düşük emekli maaşında artış sağlanabilmesi için yasa değişikliği yapılması gerekecek. Şu anda yaklaşık 4 milyon emekli, 16 bin 881 lira olan en düşük aylıkla yaşam mücadelesi vermekte. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kamuoyunda en düşük emekli aylığı artışıyla ilgili çeşitli tartışmaların yaşandığını belirterek, “Enflasyon oranında mı yoksa bunun üzerinde mi gerçekleşsin” sorusunun gündemde olduğunu ifade etti. Yılmaz, “Bu kararları vermeden önce mutlaka bir etki değerlendirmesi yapılması gerekiyor. Türkiye’de 17 milyon civarında emekli var. Dolayısıyla bu ve benzeri konularda karar verilmeden önce etki değerlendirmesi yapılır. Bu durumun bütçeye, kaynaklara olan yansımalarıyla birlikte ne kadar kişiyi etkileyeceği gibi unsurlar göz önünde bulundurularak bir pozisyon belirlenir. Nihai karar, Meclisimizin” şeklinde konuştu.
‘AYLIKLAR AÇLIK SINIRININ ALTINDA’
DİSK Emekli-Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, asgari ücretin altında bir emekli aylığını kabul etmediklerini vurguladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın haziran ayında genel bir çalışma yapılacağını duyurduğunu hatırlatan Yavuz, “Emekliler bu süreçte ne yiyip ne içecek?” diye sordu. En düşük emekli aylığına yapılacak bir düzenlemenin ardından 22 bin lira alan emeklinin durumunun ne olacağını sorgulayan Yavuz, “Bizim talebimiz, en düşük emekli aylıklarının en azından asgari ücret seviyesine çıkarılmasıdır. Ancak asgari ücret de açlık sınırının altında. Bu durum kabul edilemez. Tüm ücretlere zam yapılmalıdır. Emeklilerin büyük bir kısmı açlık sınırının altında maaş alıyor” dedi.
‘YOKSULLUK SINIRI DİKKATE ALINMALI’
Yavuz, bir evde iki emekli ya da iki asgari ücretli varsa, bu hanenin yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir elde etmesi gerektiğine dikkat çekti. Yoksulluk sınırının 100 bin liraya yaklaştığını belirten Yavuz, “Asgari ücret ve en düşük emekli aylığı belirlenirken yoksulluk sınırının dikkate alınması gerekiyor. Eğer bir hanede iki kişi çalışıyorsa, o haneye yoksulluk sınırının altında bir gelir girmemelidir. Dünyanın hiçbir yerinde asgari ücretin altında maaş alan yoktur. Biz asgari ücretin altında bir maaşı kabul etmiyoruz. Başta asgari ücret olmak üzere diğer ücretlerin de artırılması şart. İnsanların insanca yaşayabilecekleri koşullar oluşturulmalıdır” şeklinde konuştu.
‘HESABI SORULMALI’
Yavuz, TBMM’de milletvekillerinin kendi maaşları söz konusu olduğunda yasaları rahatlıkla çıkarabildiğine dikkat çekerek, emeklilerin durumunda aynı yaklaşımın sergilenmediğini ifade etti. İktidarın emeklileri yok saydığını vurgulayan Yavuz, “Sinirliyiz, öfkeliyiz. Yalvarmıyoruz. Artık onurumuz ve gururumuzla oynanıyor. Bizi ölüme, sefalete terk ediyorlar. Bunun hesabı sorulmalıdır” dedi.
‘ZAM ORANLARI EŞİTLENMELİ’
Türkiye Emekliler Derneği Genel Başkanı Kazım Ergün de taleplerini şu şekilde sıraladı:
– Tüm emekli zamlarının eşitlenmesini istiyoruz. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılacak yüzde 12.19, memur emeklilerine yapılacak yüzde 18.60 oranındaki zamlar arasındaki fark kabul edilemez. Zam oranları eşitlenmelidir.
‘SEYYANEN ZAM YAPILMALI’
– SSK ve Bağ-Kur emekli aylıkları genel olarak yetersiz kaldığı için seyyanen zam yapılmalıdır. Emekliler, insanca yaşamaya yetecek bir maaşı hak etmektedir.
– En düşük emekli aylığı, 2017 yılına kadar olduğu gibi asgari ücretin altında olmamalıdır.
– Mevcut aylık hesaplama sisteminin zayıflığı nedeniyle kök aylıklar değersizleşmiştir. Kök aylıklara yapılan zamlar, emeklilerin gerçek gelirini artırmamaktadır; aylıklar olması gereken değerin çok altında kalmaktadır.
‘SİSTEM DEĞİŞTİRİLMELİ’
– Hükümete çağrımız nettir: Aylık hesaplama sistemi değiştirilmeli ve her emekliye, prim kazancına göre hak ettiği aylık ödenmelidir. Mevcut karma aylık hesaplama sistemi emekliler arasında eşitsizlik yaratmakta ve bazı emeklileri zamlardan mahrum bırakmaktadır.
– Yüksek fiyat artışları emeklileri hızla yoksullaştırmakta. Bu nedenle, geçim kriterlerini karşılayacak adil ve sürdürülebilir bir aylık hesaplama sistemine acilen geçilmelidir.




