Genç işsizliği, Türkiye’nin temel yapısal sorunlarından biri olarak öne çıkarken, hükümet bu durumu çözmek amacıyla Genç İstihdam Hamlesi (GÜÇ) programını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Ancak uzmanlar, bu programı geçmişte uygulanan benzer istihdam teşviklerinin tekrarı olarak değerlendirmekte. Proje, eğitimde ve istihdamda yer almayan, kamuoyunda “ev gençleri” olarak adlandırılan gençlerin işgücüne kazandırılmasını hedefliyor ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tanıtıldı. Program, büyük ölçüde özel sektöre yönelik teşvikler etrafında şekillenmişken, eleştiriler ise işsizliği yaratan yapıya dokunulmadan genç emeğinin ucuzlatılmasına odaklanıyor.
Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Genç İstihdam Hamlesi-Güç Tanıtım Programı” etkinliğinde Erdoğan, 5 ayaklı programa toplam 545 milyar TL bütçe ayrıldığını duyurdu. Erdoğan, programın detaylarını şu şekilde aktardı:
“Ulusal Staj Programını İŞ-KUR’a devrettik. 10’dan fazla çalışanı olan işletmelere en az yüzde 10 stajyer zorunluluğu getirdik. ‘Geleceğim Meslekte’ uygulamasıyla meslek liselerini cazibe merkezi haline getireceğiz. Her öğrenciye bir iş ve meslek danışmanı atanacak, öğrenciler işverenlerle buluşturulacak. Ayrıca, NYOP Programı’yla gençlerimiz yeni beceriler kazanacak. Katılan her gencimize günlük 1375 TL cep harçlığı vereceğiz, iş kazası, meslek hastalığı ve genel sağlık sigortası primlerini de İŞKUR üzerinden devlet olarak üstleneceğiz. Özel sektörle işbirliği programıyla 18-25 yaş arası gençlerimizin işe girdikten sonraki ilk 6 aylık maaşlarını da biz karşılayacağız. Önümüzdeki 3 yılda 3 milyondan fazla gencimizi istihdama kazandırmayı hedefliyoruz.”
İŞÇİDEN SERMAYEYE AKTARIM
Çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Aziz Çelik, programın “geçici ve güvencesiz bir yapıda olduğunu” vurguladı. Stajyerlerin aslında “iş öğrenen bireyler” olduğunu, ancak çoğu zaman ucuz işgücü olarak kullanıldıklarını belirtti. Çelik, hükümetin istihdam desteği vermek istiyorsa bunun İŞKUR bütçesinden değil, hükümet bütçesinden yapılması gerektiğini ifade etti.
İktisatçı Dr. Levent Dölek, bu politikaların genç işsizleri sermaye açısından “maliyetsiz” hale getirmeyi amaçladığını öne sürdü. İşbaşı eğitim programları gibi uygulamalarda işçi ücretinin işsizlik sigortası fonundan karşılandığını belirten Dölek, “Bu, işçiden kesilenin işçiye aktarılması değil, patrona aktarılmasıdır. İşsizlik sigortası fonunun sermaye tarafından yağmalanmasının bir parçasıdır” diyerek gerçek çözümün kamu yatırım seferberliği ve kamu istihdamı olduğunu savundu. Dölek, “İşsizlik sorununu yaratan sınıf sermaye sınıfıdır, ancak sürekli teşvik ve sübvansiyon alan yine sermaye sınıfıdır. Bu şekilde bir sorun çözülebilir mi?” şeklinde bir soru dile getirdi.
Siyasal iktisatçı İnan Mutlu ise temel sorunu “Türkiye ekonomisinin nitelikli istihdam yaratma kapasitesinin olmaması” olarak dile getirdi. Mutlu, “Dünya kapitalist sistemine eklemlenme biçiminiz sorunlu ve rekabet etme kapasiteniz sadece ucuz emeğe dayalıysa, istihdam olarak motokurye, komi, özel güvenlik gibi alanlarda sınırlı kalıyorsunuz. Burada sanayinin nitelikli istihdamı taşıyabilecek bir üretim biçimi ve kapasitesi yok” ifadelerini kullandı.




