1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. 2025: Ekonomi Buhranı ve Yoksullaşma Süreci

2025: Ekonomi Buhranı ve Yoksullaşma Süreci

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yüksek enflasyon, zorlu finansman koşulları, işsizlik kayıpları ve küresel belirsizliklerin damgasını vurduğu 2025 yılı, toplumsal bir buhranın yaşanmasına neden oldu.

Ekonomist Dr. Murat Kubilay, 2025 yılının küresel ölçekte beklenen çalkantıların sınırlı kaldığı ancak yerel ekonomi programının toplumsal maliyetinin oldukça yüksek olduğu bir dönem olduğunu belirtti. Geniş tanımlı işsizlik oranının sürekli olarak yüzde 30 civarında seyrettiğine dikkat çeken Kubilay, yüksek finansman maliyetleri ve rekabet gücünün döviz kurlarına bağlı olarak zayıf kalmasının iş dünyasında ciddi zorluklar yarattığını ifade etti. Özellikle politik risklerin devam ettiğini vurgulayan Kubilay, “Düşük ücret, yüksek işsizlik, yüksek reel faiz ve kur baskısıyla TL’yi değerli tutma politikalarının, beklenmedik bir dış şok ya da erken seçim süreci yaşanmadığı sürece 2026’nın ilk yarısında da devam etmesi muhtemel” dedi. Yedi yılı bulan yoksullaşmanın ve bunun yarattığı birikimli memnuniyetsizliğin ise yüksek seviyede hissedilmeye devam edeceğini söyledi.

SİYASİ RİSKLER ARTIYOR

Prof. Dr. Sinan Alçın, ABD’de Trump’ın yeniden başkan seçilmesi ve ilan ettiği gümrük tarifeleri nedeniyle 2025’in ekonomik kaosun derinleştiği bir yıl olduğunu belirtti. Bu durumun etkilerinin süreceğini ifade eden Alçın, Türkiye’de enflasyonun birikimli etkileriyle geniş halk kesimlerinde yoksullaşmanın derinleştiğini vurguladı. 19 Mart sonrasında yaşanan siyasi gerilimlerin ekonomiyi pamuk ipliğine bağladığını söyleyen Alçın, “Bir tarafta yüksek ve sürünen enflasyon, diğer tarafta bilanço zararı açıklayan İSO500 var. Merkez Bankası da hem fiyat hem finansal istikrar için karmaşık bir politika seti uyguluyor. 2026’ya, bir taraftan gaz bir taraftan fren ile giriyoruz” dedi.

Arda Tunca, iktidarın 2025 yılında siyasi pozisyonunu koruma amacıyla hukuki ve kurumsal sınırları aşabileceğini açık bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti. Türkiye’nin, dış kaynağa dayalı geçici gelir artışlarının yüksek maliyetler ürettiğini ve kalkınmayı nasıl engellediğini sıkça tecrübe ettiğini vurguladı. Ayrıca, küresel ölçekte ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinden yararlanarak finansal koşullarda bir rahatlama yaşanırken, Türkiye’nin bunun dışında kaldığını ifade etti. Bunun temel nedeninin, artan siyasi ve hukuki riskler olduğunu belirtti.

KANIT ASGARİ ÜCRET

Prof. Dr. Serap Durusoy, makro göstergelerdeki sınırlı iyileşmelerin sürdürülebilir bir dezenflasyon süreci yaratmadığını vurguladı. 2026’da enflasyonla mücadelenin kamu tasarrufu ve yapısal reformlar yerine ücretler üzerinden devam edeceğini, büyümeden ödün verilmediğini ifade eden Durusoy, “Kanıtı asgari ücret” dedi.

2025: Ekonomi Buhranı ve Yoksullaşma Süreci
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Asistantr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.