Geçtiğimiz yıl yapılan düzenlemeler olmaksızın yalnızca yılda bir kez artış gösteren asgari ücret, enflasyon karşısında değer kaybetti. Bu yıl sendikaların asgari ücret belirleme komisyonunda yer almayı reddetmesi, toplumsal tartışmaları alevlendirdi. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, Türk-İş ve Hak-İş ile yaptığı görüşmelere dikkat çekerek, asgari ücretin belirlenmesinde işçi tarafının taleplerinin göz önünde bulundurulduğunu savundu.
DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, konuya dair bir Cumhuriyet TV programında yaptığı açıklamada, “DİSK’in yer almadığı asgari ücret masasının geçerliliği yoktur” dedi.
ANKARA’YA ASGARİ ÜCRET YÜRÜYÜŞÜ!
21 Aralık’ta İstanbul Kartal’dan başlayarak Ankara’da sona eren yürüyüşü paylaşan Çerkezoğlu, “Eylemlerimiz yeni yılda da devam edecek. DİSK olarak son üç yıldır ‘Gelirde adalet, vergide adalet’ mücadelesi veriyoruz. Üretimimizin değeri, 86 milyon insanımızı insanca yaşatmaya yeter. Adaletli paylaşımın en önemli araçlarından biri asgari ücret ve tüm ücretlerin insanca geçinebilir seviyede belirlenmesidir. İktidar bu asgari ücretle işçiden alıp patrona veren, yoksuldan alıp zengine veren politikaları sürdürmekte kararlıdır. Biz de bu politikaları değiştirecek bir mücadeleyi büyütmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Enflasyon kaybının telafi edilmesinin yanı sıra asgari ücrete ekonomik büyümeden de pay verilmesi gerektiğini vurgulayan Çerkezoğlu, “Asgari ücret gibi ortalama bir ücretin belirlenmesi süreci, devletin toplumla yaptığı en büyük toplu sözleşmedir. Masada yokuz ama işyerlerinde ve alanlarda mücadeleyi büyütmeye çalışıyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra asgari ücret tespit komisyonu doğrudan Cumhurbaşkanına bağlandı. Asgari ücret, tüm işçi sendikalarının masada olduğu ve uyuşmazlık durumunda grev hakkının bulunduğu gerçek bir toplu pazarlıkla belirlenmelidir. Ayrıca asgari ücret, yalnızca bir işçi için değil, işçinin ailesini geçindirebileceği bir seviyede olmalıdır” şeklinde konuştu.
CUMHURİYET TARİHİNİN EN KÖTÜ DÖNEMİ!
“İşveren ve hükümet, asgari ücreti işçi tarafı imza atsa da atmasa da kendi istedikleri gibi belirliyor” diyen Çerkezoğlu, sözlerine devam etti: “Hükümetin temel ekonomi politikası, OVP (orta vadeli program) ve 2026 Cumhurbaşkanlığı programı, asgari ücreti hedeflenen enflasyona göre belirleme anlayışını ortaya koymaktadır. Hükümet, en son 2009 yılında enflasyon hedefini tutturabilmiştir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, Cumhuriyet tarihinin en kötü ikinci dönemini yaşamamıza neden olmuştur. En son 12 Eylül Darbesi döneminde emeğin milli gelirden aldığı pay bu kadar düşmüştü.”
SENDİKA YOKSA ASGARİ ÜCRET VAR!
Çerkezoğlu, sendikalaşmanın işveren-hükümet işbirliği ile engellendiğine dikkat çekti:
“Gelir dağılımındaki adaletsizliği artıran Türkiye, bir asgari ücret ülkesi haline gelmiştir. Bir ülkede asgari ücret oranı ne kadar yüksekse, toplu iş sözleşmesi kapsamı o kadar daralmaktadır. Sendikalaşmanın önündeki engelleri aşmaya çalıştığımızda, işverenlerin yetki itirazları ile karşılaşıyoruz. Grev kararı aldığımızda ise erteleme adı altında grevlerimiz yasaklanıyor. Türkiye’de en yaygın işten çıkarma sebebi sendikalı olmaktır. En temel anayasal haklarımızı kullanmakta zorlanıyoruz.”
İŞÇİ SAĞLIĞI İŞ GÜVENLİĞİ PİYASAYA AÇILAMAZ!
İSİG Meclisi’nin açıkladığı verilere göre bu yıl en az 2 bin işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin yüzde 98’inin sendikalı olmadığı ortaya çıktı.
Sendikalılaşma oranının düşüklüğünün, yalnızca ücretleri baskılamakla kalmayıp, aynı zamanda güvencesiz çalışmaya da yol açtığını ifade eden Çerkezoğlu, “Sermaye, her şeyi maliyet unsuru olarak değerlendirmektedir. Madende yerin yedi kat dibine giren işçinin hayatı ile oradaki bir kazma sapı arasında hiçbir ayrım görmüyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri almak bir yana, daha ucuz ve güvencesiz nasıl çalıştırırım arayışındalar. Türkiye’de iş gücü maliyetleri oldukça düşüktür. Asgari ücret arttığında işverenler ödeyemez, işten çıkarır argümanı gerçeği yansıtmıyor. Asgari ücretin arttığı yıllarda işsizlikte artış yaşanmamıştır. Sermaye iktidarları bu düzeni sürdürmeye devam ediyor. İş cinayetlerini önlemek için, her şeyi maliyet olarak gören zihniyetin değişmesi gerekmektedir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanının piyasaya açılmasına son verilmeli ve sendikalaşma yoluyla işçilerin öz denetimi sağlanmalıdır. Dilovası’nda yaşananlar göz göre göre geldi ve Türkiye’nin dört bir yanında benzer işyerleri mevcuttur” şeklinde konuştu.




