Prof. Serap Durusoy, son gelişmeleri sermaye akışı ve borçlanma maliyetleri açısından olumlu bir şekilde yorumluyor. “Siyasal açılım ve kredi notlarının yatırım yapılabilir seviyeye ulaşmasa da iyileşmesi önemli bir etki yarattı” şeklinde görüş belirtiyor.
Dr. Levent Dölek ise, “Yüksek reel faize dayalı politikanın yabancı sermaye ve sıcak parayı çekmeye öncelik vermesi, Merkez Bankası rezervlerinde bir artışa neden oldu. Emekçilerden toplanan vergilerin, yüzde 85 artan faiz harcamalarına gittiğini görüyoruz. Bu durum CDS’lerin düşmesine yol açıyor. Türkiye’de yatırım yapıp kazandıktan sonra geri alacağını düşünen yabancı yatırımcılar memnun, ancak 7 milyon çocuğumuz açlıkla mücadele ediyor” ifadelerini kullanıyor.
SİYASİ RİSKLERİN ETKİSİ
Dr. Murat Kubilay, CHP Kurultayı’nın tamamlanmasıyla birlikte politik risklerin önemli ölçüde azaldığını belirtiyor. Ayrıca, yurt dışı piyasalardaki risk iştahının normalleşmesi ve Türkiye’deki güçlü büyüme verilerinin etkisine de dikkat çekiyor. “Genişleyici politikalar yerine sıkı politikaların süreceği beklentisi, iyimser bir hava yaratıyor. Bununla birlikte, Türkiye’deki ‘faizden kazanma’ olasılığı hala yüksek” diyor.
Ekonomist İris Cibre, kasım ve aralık aylarına yönelik düşük enflasyon tahminine işaret ederek, “Beklentim 1 ile 1.5 arasında. Kurdaki stabilite, bu beklentilerin gerçekleşme olasılığını artırıyor. Merkez Bankası’nın 150 baz puanlık bir indirim yapma ihtimali de oldukça yüksek. Yabancı yatırımcılar bu açıdan hareket ederek, son 10 gündür tahvillere önemli alımlar gerçekleştiriyor. Borsa tarafında da bankalar için alım yapıldığını öngörüyorum” şeklinde değerlendirmelerde bulunuyor.




