Smart Solar işçileri, patronun 3 bin lira zam teklifini kabul etmeyerek greve başladı. 34 gündür devam eden grevde işçilerin mücadelesi sürmekte. Fabrikanın tek kadın işçi temsilcisi Emine Azak, hem çalışma koşullarını hem de grevin sebeplerini Cumhuriyet’e anlattı. Beş yıldır fabrikada çalışan Azak, direniş çadırındaki dayanışmanın, işçilerin ekonomik zorluklar karşısında bir araya gelerek güçlendiklerini vurguladı.
Görüşme masasında patronun işçilere zam yapmamasının gerekçesini aktaran Azak, “Biz çocuklarımızın ne yiyeceğini düşünürken, patron masada ‘kendime bir yat bile alamadım’ diye sitem etti. 3 bin lirayla marketten biz ne alabiliriz?” şeklinde konuştu.
Fabrikada 262 işçi bulunduğunu, bunlardan 167’sinin kadın olduğunu belirten Azak, “İki yıllık sözleşme dönemimiz geldiğinde patron, 4 ay boyunca masaya sıfır zam teklifiyle geldi. Sonrasında ise usulen 3 bin lira gibi komik bir artış sundu. Bu sefalet ücretine razı olmadık” diyerek grev sebeplerini açıkladı.
Patronun şirketi büyütürken işçilere sunduğu ücretlerin geçim için yetersiz olduğunu vurgulayan Azak, “Şirket borsaya açıldı, agresif bir şekilde büyüdü. Yeni fabrikalar, yeni yatırımlar… Ama işçiye 3 bin lira! 3 bin lirayla ne alabilirim? Bir ayakkabı bile alamıyoruz artık” ifadelerini kullandı.
Kadın işçilerin çoğunun tek başına çocuk büyüttüğünü hatırlatan Azak, kira ve faturaların altında ezildiklerini de dile getirdi.
“PATRON YAT ALAMIYORMUŞ”
Görüşme sırasında patronun masada “istediği yatı alamadığını” söylediğini aktaran Azak, bu duruma tepki gösterdi: “Biz çocuklarımızın ne yiyeceğini düşünürken, patron masada ‘kendime bir yat bile alamadım’ diye sitem etti. 3 bin lirayla marketten biz ne alabiliriz?”
“GREV ÇADIRI BİZİM OKUL OLDU”
Azak, grev sürecinin işçiler arasında dayanışmayı artırdığını, sınıf bilincini geliştirdiğini belirtti:
“Hayatında ilk kez greve çıkan çok kadın var. Grev çadırı bizim için okul oldu. Birbirimizi tanıdık, ihtiyaçlarımızı öğrendik. Dayanışma inanılmaz boyutta. Erkek işçiler de kadınların enerjisinden güç alıyor.”
Grev alanında çocuklardan hayvanlara, doğum günü kutlamalarından açık büfe kahvaltılara kadar hayatın devam ettiğini söyleyen Azak, “Buradaki çayın tadını evde bulamıyorum” dedi.
‘ADALETİN NE OLDUĞUNU YAŞAYARAK ÖĞRENDİK’
Grev sürecinde birçok işçinin politik görüşlerinin değiştiğini ifade eden Azak, “Sağcı olan arkadaşlarım ‘Ben komünist oldum’ demeye başladı. Çünkü adaleti, eşitliği burada gördüler. Ben de ailem de sağcıydık. Yıllarca iktidara oy verdik. Ama bu süreçte yanımızda kimse olmadığını gördük. Grevlerin yasaklanması, işçinin hakkının yok sayılması… Bizim gibi emekçiye bakışlarını anladık” şeklinde konuştu.
“BU DÜZEN İŞÇİNİN EMEĞİYLE DÖNÜYOR”
Azak, sınıf bilincinin grev çadırında büyüdüğünü belirtti:
“Bu düzeni döndüren işçi. Biz üretimi durdurunca hayat duruyor. Bunu görünce insanlar kendilerine geliyor, kimin dost kim düşman olduğunu anlıyor. Biz burada birbirimize sahip çıkmayı öğrendik. Ama tüm Türkiye’nin bu mücadeleye sahip çıkması gerekiyor.”
Azak, sanatçılara, kamuoyuna ve medyaya dayanışma çağrısında bulundu. Ayrıca, kararlılıklarının sarsılmadığını ve şimdiden pek çok şey kazandıklarını vurguladı: “Biz bu davayı kazandık, çünkü baş kaldırdık. Sonucu ne olursa olsun ben kazandığımı düşünüyorum. İşçi, geçineceği parayı kendi belirlemeli. Onurlu olun, örgütlü olun, birlikte olun. Bu sömürü düzenini durduracak tek biziz. Kendinize güvenin. Özellikle işçi, emekçi kardeşlerime, arkadaşlarıma diyorum ki; dik durun, sizin geçineceğiniz parayı patronlar değil, siz kendiniz belirleyin.”




