“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” vesilesiyle kadınlar sokaklarda seslerini yükseltiyor. Tepkilerin merkezinde ise iktidarın politikaları yer alıyor. İktidarın kadına yönelik yaklaşımının en çarpıcı örneği, yaklaşık iki hafta önce Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2026 Bütçesi oldu. Önümüzdeki ay Genel Kurul’a sunulacak bütçe teklifinde, Aile Bakanlığı için ayrılan toplam pay, geçen yıla kıyasla yüzde 30.6 artışla 531 milyar 905 milyon 396 bin TL olarak belirlendi. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Evde bakım, koruyucu aile, doğum yardımları, eşi vefat eden, engelli ve 65 yaş üstü kadınlara sağlanan destekler, Aile Destek Merkezi ve Sosyal Dayanışma Merkezi projeleri ile birlikte kadınlar için ayrılan toplam tutar 287 milyar 36 milyon TL” açıklamasında bulundu. Ancak “kadının güçlendirilmesi” programına ayrılan pay, yalnızca 7 milyar 997 milyon 891 bin TL iken “ailenin güçlendirilmesi” için ayrılan pay 21 milyar 804 milyon 400 bin TL olarak belirlendi.
“Kadının güçlenmesine” ayrılan pay, bakanlığın toplam bütçesinin sadece yüzde 1.5’ini oluşturuyor.
Mor Dayanışma, bütçeye dair değerlendirmesinde, “Kadınların işgücüne katılım oranı sadece yüzde 36.6 ve çalışan kadınların yüzde 72’si düşük ücretli, güvencesiz işlerde çalışıyor. Yetersiz bütçe, kadınların hem iş hem de evde emek sömürüsüne yol açıyor” ifadelerine yer veriyor.
KREŞE BÜTÇE YOK
Mor Dayanışma üyesi Beril Hepgoncalı, “Ülke her güne kadın cinayeti, taciz, tecavüz haberi ile uyanırken, sığınma evine veya işine dönmek isteyen kadınların çocukları için kreşe yönelik bir bütçe bulunmuyor. Bakım emeği sömürülen kadınlara alternatif bir bütçe de yok” dedi.
Eşitlik İçin Kadın Platformu gönüllüsü Irmak Akman ise, “Kadınlara ve kız çocuklarına düşen, ev içi emeği bedelsiz üstlenmek; erkeklere düşen ise ucuz işçilik. Kreş ve bakımevi açılmadığı gibi, sosyal yardımlardan yararlananların sayısının azaltılması öngörülüyor. Devlet, vatandaşlarından kriz ortamında aile kurmanın ve çocuk yetiştirmenin getirdiği sorumluluk ve riskleri bir kader gibi kabullenmelerini bekliyor” şeklinde konuştu.
ŞİDDETİN ÖNLEYİCİSİ İŞGÜCÜNE KATILIM
KADIN Girişimciler Derneği Başkanı Esra Bezircioğlu ve Sektörel Dernekler Federasyonu Başkanı Emine Erdem, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde ekonomik özgürlüğün hayati önemine vurgu yaptı. Kadınların üretime ve işgücüne katılımının “şiddetle mücadelenin en sürdürülebilir yolu” olduğunu belirten Bezircioğlu, iş dünyasında kadınların eşit fırsatlara erişiminde zorluklar yaşandığını ifade etti. “Kadınlar yönetim pozisyonlarına yükselirken engellerle karşılaşıyor; iş yerlerinde psikolojik şiddet veya mobbing de iş yaşamında kalıcılığı olumsuz etkiliyor” dedi. ‘Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’ ile hedeflerinin, eşitliği şirket kültürüne entegre etmek olduğunu açıkladı.
‘CİNSİYET EŞİTLİĞİ ŞART’
Erdem ise, kadının güvenliği sağlanmadan eğitime ve istihdama eşit düzeyde erişmenin mümkün olmadığını belirtti. Cinsiyet ve fırsat eşitliğinin sadece sosyal politika değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin de bir gerekliliği olduğunu ifade eden Erdem, “Şirketler, cinsiyet eşitliğini benimseyen bir kurum kültürü oluşturan uygulamaları standart hale getirmeli; kadın liderler ise karar alma süreçlerinde aktif rol üstlenerek değişimin taşıyıcısı olmalıdır. Şiddetsiz bir toplum ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma, kadınların güçlenmesinden geçiyor” diye ekledi.




