1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. Türkiye’de Gıda Zehirlenmeleri Krizi Büyüyor!

Türkiye’de Gıda Zehirlenmeleri Krizi Büyüyor!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türk Tabipleri Birliği, gıda zehirlenmeleri ve denetimlerle ilgili önemli bir yazılı açıklama gerçekleştirdi.

Açıklamada, “Türkiye’nin çeşitli illerinde artan gıda zehirlenmeleri, artık sıradan olaylar olarak görülmeyecek düzeye ulaşmıştır. Bu durum, sadece denetim eksikliklerini değil; ekonomik kriz, kurumsal zafiyet, uluslararası yükümlülüklere uyumsuzluk ve piyasalaştırma politikalarının birleştiği çok boyutlu bir kamu sağlığı krizini gözler önüne sermektedir. Adıyaman, Sakarya, Rize ve İstanbul gibi illerde son haftalarda yüzlerce kişi benzer şikayetlerle hastanelere başvurmuş; İstanbul’da 12 yaşındaki bir çocuğun hayatını kaybetmesi, sağlıklı gıdaya erişim sorunlarının çocuklar için ne denli tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini acı bir şekilde göstermiştir. Bu vakaların ortak noktası ise çiftlikten çatala uzanan gıda zincirinin herhangi bir aşamasında yeterli ve etkin kamu denetiminin çalışmadığını ortaya koymaktadır.” ifadelerine yer verildi.

Türkiye, sağlıklı gıdaya erişimi güvence altına alması gereken birçok ulusal ve uluslararası mekanizmaya taraftır. 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Yasası, gıda üretiminden tüketime kadar tüm aşamaları düzenleyen temel yasal çerçeve olarak öne çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Sağlık Tüzüğü, gıda kaynaklı acil durumlarda bildirim ve hızlı yanıt yükümlülüğü getirmektedir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Codex Alimentarius Komisyonu standartları ise üretim ve denetim süreçlerinde uyulması gereken bilimsel kriterleri belirlemektedir. Ancak, son dönemde tarımsal ürünlerin yüksek pestisit kalıntısı nedeniyle uluslararası pazarlardan geri çevrilmesi, Türkiye’nin bu yükümlülükleri yerine getirmediğini ve denetim kapasitesinde ciddi bir düşüş yaşandığını göstermektedir. Bu ürünlerin iç piyasaya düşük fiyatlarla yönelmesi, halk sağlığı açısından ek riskler doğurmaktadır.

“SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİMİN BOZULMASINDA EKONOMİK KRİZ BELİRLEYİCİ HALE GELMİŞTİR”

Sağlıklı gıdaya erişimin bozulmasında ekonomik kriz belirleyici bir faktör olmuştur. Üreticiler, artan girdi maliyetleri nedeniyle ruhsatsız, kaçak ya da doz aşımı pestisit ve veteriner ilacı kullanmaya yönelmektedir. Halkın alım gücünün düşmesi, ucuz ve denetimsiz gıdaların tüketimini artırmaktadır. Besinlerin bozulmaya elverişli koşullarda saklanması ve taşınması riski büyümektedir. Küçük işletmelerde hijyen ve gıda yönetim sistemleri son derece yetersizdir. Bu durum, sınıfsal eşitsizliklerin sağlıklı gıdaya erişim üzerinden yeniden üretildiğini; en çok yoksul kesimler, çocuklar, işçiler ve turistik bölgelerdeki tüketicilerin etkilendiğini gözler önüne sermektedir.

“VERİ YOKLUĞU, SORUNUN KÖKÜNE İNMEYİ VE KORUYUCU SAĞLIK POLİTİKALARININ OLUŞTURULMASINI ENGELLEMEKTEDİR”

Türkiye’de gıda kaynaklı hastalıkları izleyen bütüncül bir ulusal kayıt sistemi mevcut değildir. Bildirilen vakaların, gerçek vaka sayısının yalnızca yüzde 5-10’u olabileceği belirtilmektedir. Bu durum; salgınların geç fark edilmesine, bilimsel analiz yapılamamasına ve gerçek ölüm sayılarının kayıtlara yansımamasına sebep olmaktadır. Veri eksikliği, sorunun köküne inmeyi ve koruyucu sağlık politikalarının oluşturulmasını engellemektedir.

Türkiye’deki gıda kontrol görevlisi sayısı, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Avrupa Birliği (AB) ortalamalarının oldukça altındadır. Tarım ve Orman Bakanlığı laboratuvarlarında analiz sonuçları 7-14 gün içinde çıkmakta, bu süre erken uyarı sisteminin işlevselliğini azaltmaktadır. Tespit edilen uygunsuzlukların önemli bir kısmı yaptırıma dönüşmemekte, aynı işletmelerin tekrar tekrar listelere girdiği gözlemlenmektedir. Bu tablo, sağlıklı gıda alanında kalıcı bir cezasızlık kültürünün oluştuğunu göstermektedir.

2000’li yıllardan itibaren belediyelerin gıda denetim yetkileri sistematik olarak kısıtlanmıştır. Yerel düzeyde hızlı müdahaleyi mümkün kılan denetim mekanizmalarının işlevsiz hale gelmesi, sağlıklı gıdaya erişim yönetimini kırılganlaştırmıştır. Bilimsel temeli olmayan açıklamalar, medya manipülasyonları ve piyasaya bağlı bilgi üretimi, halkın doğru gıda bilgisine erişimini engellemektedir. Bu durum, salgın dönemlerinde ‘yanlış bilgi-hastalık yayılımı’ döngüsünü hızlandıran önemli bir halk sağlığı problemi haline gelmiştir. Mevcut erken uyarı sistemi, gerçek zamanlı çalışmamaktadır; saha bildirimleriyle entegre edilmemiştir ve dijital izleme araçlarını kullanmamaktadır. Bu sebeple olaylar, yalnızca klinik vakalar ortaya çıktıktan sonra fark edilmektedir.

“ÇOCUKLARIN SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİMİ, DOĞRUDAN SINIFSAL EŞİTSİZLİKLERLE İLİŞKİLİDİR”

Okul kantinlerinde denetim yetersizliği göze çarpmaktadır. Taşımalı eğitim kapsamındaki yemeklerde zehirlenme vakalarının sayısında artış gözlemlenmektedir. Yoksul bölgelerdeki çocuklar, düşük maliyetli ve yüksek riskli sokak gıdalarına maruz kalmaktadır. Çocukların sağlıklı gıdaya erişimi, doğrudan sınıfsal eşitsizliklerle bağlantılıdır.

TTB’NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

TTB Merkez Konseyi ve TTB Halk Sağlığı Kolu olarak bir kez daha vurgulanmaktadır:

Sağlıklı gıdaya erişim, temel bir insan hakkıdır ve piyasaya bırakılamaz.

Acil olarak atılması gereken adımlar şunlardır: Yerel yönetimlerin denetim yetkileri güçlendirilmeli, rutin ve habersiz denetimlerin yaygınlaştırılması sağlanmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın laboratuvar ve denetim kapasitesinin artırılması, gerçek zamanlı erken uyarı sistemlerinin kurulması gerekmektedir. Üretimden tüketime tüm gıda zincirinin şeffaf, izlenebilir ve dijital olarak takip edilebilir hale getirilmesi önemlidir. Çocuklar için ücretsiz, sağlıklı, kamusal beslenme programları zorunlu hale getirilmelidir. Denetim personeli artırılmalı, Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları (HACCP) ilkeleri tam olarak uygulanmalı ve kayıtların kamuya açık olması sağlanmalıdır.

HACCP, gıda güvenliği yönetim sistemlerinde üretimden tüketime tüm aşamaların kontrolünü sağlayan bilimsel bir yöntemdir. Yaptırımların caydırıcı olması; tüm cezalar ve uygunsuzlukların erişilebilir bir ulusal veri tabanında yayımlanması gerekmektedir. Siyasetten bağımsız, bilimsel, çok sektörlü ve Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) benzeri özerk bir Ulusal Gıda Otoritesi kurulmalıdır. Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın salgın yönetimini entegre edecek bir Ulusal Gıda Zehirlenmesi Hızlı Yanıt Mekanizması oluşturulmalıdır. Medya, sivil toplum ve akademi ile iş birliği içinde yaygın halk eğitimi programlarının uygulanması önem taşımaktadır.

Artan toplu gıda zehirlenmeleri, yıllardır süregelen yanlış politikaların, kurumsal yetersizliklerin ve ekonomik baskıların bir sonucudur. Sağlıklı gıdaya erişim, teknik bir detay değil; halk sağlığının ve yaşam

Türkiye’de Gıda Zehirlenmeleri Krizi Büyüyor!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Asistantr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.