Real Madrid, istikrarsız sonuçların ardından teknik direktör Xabi Alonso ile yollarını ayırdı. İspanyol futbol devi, Alonso’nun yerine Real Madrid Castilla’nın teknik direktörü Alvaro Arbeloa’yı geçici olarak göreve getirdi.
Alonso’nun ayrılığı, geçen pazar günü Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde oynanan İspanya Süper Kupası finalinde Barcelona’ya 3-2 kaybedilen maçın hemen ardından gerçekleşti.
Real Madrid, La Liga’da lider Barcelona’nın sadece dört puan gerisinde bulunmasına ve Şampiyonlar Ligi’nde güçlü bir konumda olmasına rağmen, kulüp içindeki memnuniyetsizlik bu ayrılığın yaşanmasına zemin hazırladı.
ABD spor sitesi The Athletic, “Xabi Alonso’nun taktikleri neden Real Madrid’de işe yaramadı?” başlıklı analizinde bu durumu tüm yönleriyle ele aldı.
HIZLI BAŞLANGIÇ, KISA SABIR
Xabi Alonso’nun Santiago Bernabeu’ya dönüşü, büyük bir umutla karşılandı. Geçen yaz Kulüpler Dünya Kupası öncesinde görevi devralan 44 yaşındaki teknik adam, tüm kulvarlarda oynadığı ilk 20 maçın 17’sini kazanarak dikkat çekici bir giriş yaptı. Kasım ayında Real Madrid, La Liga’da beş puan farkla lider konumdaydı.
Ancak Madrid’de teknik direktörlerin kaderi sıklıkla uzun vadeli projelerden ziyade kısa vadeli sonuçlara bağlı. Bayer Leverkusen ile Bundesliga şampiyonluğu yaşayan Alonso’nun detaycı ve sistem odaklı oyun anlayışı, Madrid’in “hemen kazan” anlayışıyla çelişti.
The Athletic’e göre Alonso, Madrid’de daha çok bir “proje yöneticisi” gibi konumlandı. Ancak fikirlerini hayata geçirebilmesi için yeterli zaman ve kadro istikrarı bulamadı. Yönetim ve oyuncular arasındaki huzursuzluk, bu sürecin erken sona ermesine yol açtı.
SÜREKLİ DEĞİŞEN KADRO, OTURMAYAN YAPI
Alonso’nun görev süresi boyunca Real Madrid, özellikle kadro istikrarı konusunda ciddi sorunlar yaşadı. İspanyol teknik adam, La Liga’da hiçbir maçta aynı ilk 11’i sahaya süremedi ve maç başına ortalama 3,1 değişiklik yaptı. Bu durum, Madrid’i ligin en istikrarsız takımlarından biri haline getirdi.
Sezonun ilk yarısında savunmada yaşanan ciddi sakatlıklar, işleri daha da zorlaştırdı. Antonio Rüdiger, Eder Militao, Dani Carvajal, David Alaba, Ferland Mendy ve Trent Alexander-Arnold gibi oyuncuların uzun süreli eksiklikleri, Alonso’nun planlarını sıkça değiştirmesine neden oldu.
Alonso’nun topa sahip olma tercihleri, Leverkusen dönemini hatırlatan üçlü savunma ile geçişken bir yapı oluşturmayı içeriyordu. Tchouameni’nin savunma hattına inmesiyle 3-2-5 veya 3-4-3 dizilişleri deneyen Alonso, farklı oyun kurulumlarına yöneldi; fakat bu yapı süreklilik kazanamadı.
ARDA’NIN ROLÜ VE HÜCUMDAKİ DENGESİZLİK
Sezonun dikkat çeken unsurlarından biri, Arda Güler’in sağ kanatta oyun kurucu rolüne kaydırılmasıydı. 20 yaşındaki milli oyuncu, teknik kapasitesiyle presi kırabilen bir profil çizse de, pozisyon bilgisi ve savunma katkısı zaman zaman risk yarattı.
The Athletic, Alonso’nun Arda Güler’den faydalandığını, ancak Jude Bellingham, Vinicius Jr ve Federico Valverde gibi yıldızlardan maksimum verim alamadığını vurguluyor. Hücum hattındaki Mbappe ve Vinicius Jr arasındaki uyum artmış olsa da, oyunun büyük ölçüde sol kanada yığılması Madrid’i tahmin edilebilir hale getirdi.
Sağ kanatta Rodrygo, Brahim Diaz, Valverde ve Mastantuono’nun dönüşümlü kullanılması beklenen etkiyi yaratmadı. Bu durum, Real Madrid’in son yıllarda yaşadığı hücum dengesizliğini gidermeye yetmedi.
MBAPPE’YE AŞIRI BAĞIMLILIK
Kylian Mbappe’nin ligde 18 maçta attığı 18 gol, bireysel olarak etkileyici bir performans sergiledi. Ancak bu, Madrid’in hücum yükünün büyük ölçüde tek bir oyuncunun omuzlarına binmesine yol açtı.
The Athletic’e göre Mbappe’nin golcülüğü sorun teşkil etmiyor; fakat bu goller, takım oyununun dengesi pahasına geliyorsa, Real Madrid’in hücum gücü daha kolay durdurulabilir hale geliyor.
Alonso’nun gelişiyle birlikte Real Madrid’in önde baskı yapma isteği arttı. Madrid, bu sezon La Liga’da rakip yarı sahada kazandığı toplarla şut üreten takımlar arasında zirvede yer aldı.
Ancak sezon ilerledikçe bu baskı yoğunluğu azaldı. Mbappe ve Vinicius Jr’ın savunma katkısı düştü, orta saha ile hücum hattı arasındaki mesafeler açıldı. Bu durum, Madrid’i geçiş savunmasında kırılgan hale getirdi.
RAKAMLAR UMUT VERİCİYDİ, SABIR YOKTU
İstatistiksel olarak bakıldığında Alonso’nun süreci tamamen başarısız değildi. Real Madrid, beklenen gol farkı (xG difference) açısından La Liga’nın en iyi takımıydı ve maç başına rakiplerine ortalama bir gol üstünlük sağlıyordu.
Bu performansın bir sezon boyunca sürmesi halinde kupa ihtimali yüksekti. Ancak Real Madrid’de süreçlerin değil, sonuçların konuşulduğu bir ortamda, Alonso’ya yeterince sabır gösterilmedi.
Xabi Alonso’nun Bernabeu macerası, doğru fikirlerin yanlış zaman ve koşullarla buluştuğu bir örnek olarak kısa sürede sona erdi.




