DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’nin siyasi atmosferine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Bakırhan, “Memleket böyle değişmiyor” diyerek, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında 3900 sayfalık ithamları içeren bir iddianamenin ortaya çıktığını ifade etti. Bu durumu yakından incelediklerini belirtti.
Bakırhan, konuşmasında Orta Doğu’daki tarihi gelişmelere de dikkat çekerek, Türkiye’nin doğu ve batısında yaşanan problemlerin benzer olduğuna vurgu yaptı. Adaletin gelmesi için zamanın geçtiğini, ancak dosya numaralarının ve hakimlerin değişmesine rağmen delil olmaksızın suçların icat edildiğini ifade etti.
İddianamenin mantığını sorgulayan Bakırhan, “Bir nedensellik arıyorsunuz yok, içine girdikçe kayboluyorsunuz. İddianame bir doğruya çıkmıyor” dedi. İddianamede, CHP içinde güçlenmek isteyen bir siyasetçinin suçlu gösterilmesini eleştirerek, “Partisinin cumhurbaşkanı adayı olmak istemesi neden suç olsun?” diye sordu.
Bakırhan, iddianamenin kapatma davasına da zemin hazırladığını vurguladı ve bu tür kapatma davalarının Türkiye’ye fayda sağlamayacağını belirtti. AİHM ve AYM kararlarına da atıfta bulunarak, hukuksuzluğun büyütüldüğünü, bu kararların mutlaka uygulanması gerektiğini ifade etti.
Hukukun siyasetin etkisi altında kalmasının, devletle toplum arasındaki güveni sarstığını dile getiren Bakırhan, barışın zeminini zayıflattığını söyledi. Siyaseti iddianame esaretinden kurtarma zamanının geldiğini belirtti. DEM Parti olarak, yargının siyaseti baskılamadığı, yerel yönetimlerin güçlendirildiği ve halk iradesine saygı duyulan bir demokratik Türkiye için mücadele edeceklerini açıkladı.
İktidarın politikalarını eleştiren Bakırhan, rant, faiz ve israf gibi unsurların iktidarın pusulası olduğunu savundu. Kadınların ve emeklilerin yüzünü güldürmek için cesaretle faiz lobilerine karşı durulması gerektiğini vurguladı.
Bakırhan, on yıllardır özlemi duyulan barışa ulaşmak için atılması gereken adımları sıraladı. İlk olarak, geçiş dönemi yasasının çıkarılması ve demokratik entegrasyonun sağlanması gerektiğini belirtti. “Hukuk olmadan barış olur mu?” diyerek, hukukun olmadığı bir ortamda belirsizliklerin büyüyeceğini ifade etti.
İkinci olarak, kayyumların tamamen kaldırılması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Bakırhan, seçilmiş iradenin gasp edilmesinin toplumsal barışı tehdit ettiğini vurguladı. Kayyumların gitmesi gerektiğini ve belediye başkanlarının görevlerine dönmesini istedi.




