Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), daha önceki dört sayfası yayımlanan ve tartışmalara sebep olan İmralı tutanaklarının 16 sayfasını da kamuoyuna sundu.
Tutanakta, Abdullah Öcalan’ın, “Siyasete Ülkü Ocakları’nda başladım” şeklindeki ifadelerine yer verildiği görüldü.
Daha önce anne tarafından Türkmen kökenli olduğunu ifade eden Öcalan’ın, “Türkiye artık benim devletim” sözleri de tutanakta yer aldı.
Öcalan, MHP lideri Devlet Bahçeli hakkında da övgü dolu sözler sarf ederek, Bahçeli’nin “umut hakkı”nı “boşuna” kullanmadığını belirtti. “Umut hakkı olmadan çalışamam” dediği de tutanağa yansıdı.
PKK elebaşı, Suriye’deki gelişmelere değinerek, “Kürt jeopolitiği olmadan İsrail’in Orta Doğu hegemonyası gerçekleşemez. Mevcut durumum ile İsrail’le başa çıkamam” şeklindeki ifadeleri de tutanağa girdi.
DETAYLARI SÖZCÜ TV AKTARDI
Meclis’in kamuoyuyla paylaştığı tutanakta dikkat çeken bölümleri Sözcü TV Ankara Haber Editörü Serkan Alan aktardı.
“Metinde geniş ifadeler yer alıyor ve doğrudan tırnak içinde aktarılan bölümler mevcut.”
- Öcalan’dan Bahçeli’ye övgü
Öcalan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik övgü dolu ifadeler kullandığı dikkat çekiyor. Bahçeli’nin devleti en az kendisi kadar bildiğini vurgulayan Öcalan, tecrübesinin çok büyük olduğunu kaydetti.
Öcalan, Suriye’de “bir şeyler döndüğünü” belirtirken, bu gelişmelere dair de bir vurgu yapıyor. Bugün geniş bir şekilde aktardığımız Suriye’nin kuzeyindeki çatışmalarla ilgili görüşmenin birkaç ay önce yapıldığını hatırlatmak gerekiyor. Metinde, Öcalan tarafından Suriye’ye ilişkin bir uyarı yapıldığına dair ifadeler de mevcut.
İlerleyen bölümlerde İsrail’e dair vurgular yer alıyor. Özellikle iktidar temsilcilerinin daha önce dile getirdiği, terör örgütü SDG’ye yönelik İsrail’le bir anlaşma yapıldığı iddialarına atıfta bulunuluyor. Öcalan, İsrail açısından Kürtlerin çok gerekli olduğunu, Orta Doğu’daki dengelerin bozulması ve İsrail’in hegemonya kurma hedefi doğrultusunda Kürtlere yönelik adımlar atıldığını ifade ediyor.
Metinde ayrıca, Suriye’de sivil toplum ya da yerel demokrasi olmadan bir düzenin kurulması hâlinde “yeni bir Hafız Esad’ın” ortaya çıkacağına dair Öcalan’ın değerlendirmeleri de bulunuyor.
Dikkat çeken bir diğer ifade, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’yi artık kendi devleti olarak gördüğünü söylemesi. İmralı’da uzun yıllardır tutuklu bulunan Öcalan’ın, PKK’nın 27 Şubat’ta silah bırakmasına giden sürecin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kendi devleti olarak görmesiyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor.
- ‘Umut hakkı’ istiyor mu?
“Umut hakkı” konusu da metinde geniş bir yer kaplıyor. Bu kavram, daha önce Meclis çatısı altında beklenmedik bir şekilde, Cumhur İttifakı ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den duyulmuştu. Bahçeli’nin bu ifadeyi boşuna kullanmadığını belirten Öcalan, umut hakkı olmadan çalışamayacağını ifade ediyor. Bu hakkın tanınması hâlinde, Suriye konusunda başarılı olunamazsa yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğini de ekliyor.
- SDG’ye yönelik doğrudan çağrı yok
Umut hakkına dair, Bahçeli’nin açıklamalarıyla örtüşen bir vurgu dikkat çekiyor. Umut hakkı kapsamında atılacak ölçülü adımların, Suriye konusunda gerekli adımların önünü açabileceği belirtiliyor. Ancak bu gerekli adımların ne olduğu, 16 sayfalık tutanakta dolaylı olarak ifade ediliyor.
Dört sayfalık ilk yayımlanan metinde, özellikle SDG’ye yönelik açık bir çağrı olup olmayacağı çok tartışılmıştı. Ancak 16 sayfalık metinde doğrudan bir çağrı bulunmamakta. Sadece, umut hakkının hayata geçirilmesi hâlinde Suriye konusunda adım atılabileceğine dair bir vurgu mevcut.
- Öcalan’ın sağlık durumuna ilişkin sorular
Metinde çok sayıda tarihsel atıf da yer almakta. Görüşmeye katılan milletvekilleri Fethi Yıldız, Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Hüseyin Yayman’ın çeşitli sorular yönelttiği görülüyor. Özellikle Öcalan’ın sağlık durumuna ilişkin sorular da tutanakta kendine yer buluyor.
İşte yayımlanan 16 sayfalık tutanak:











