MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Nusaybin’de Türk bayrağına yapılan saldırıya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, DEM Parti eş başkanlarını bu olayda birinci derecede sorumlu olarak nitelendirdi.
“Nusaybin’de düzenlenen grup toplantısında DEM Parti’nin ve bu toplantıda konuşma yapan eş başkanların Türk bayrağının indirilmesinden sorumlu olduğu açıktır.”
Bahçeli, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:
“Terörsüz Türkiye” hedefinin gerçekleştirilmesiyle ilgili olarak zalim projelerin bertaraf edileceği, nefret ve kin üreten kaynakların ortadan kaldırılacağı aşikardır.
Mardin’in Nusaybin ilçesinde kapalı sınır kapısını zorla açmaya çalışan bölücü örgüt yandaşlarının Türk bayrağına yönelik saldırısı, şimdiye kadar yaşanan provokasyonların en ağırıdır.”
“DEM, PKK’NIN YANINDA MI KARŞISINDA MI?”
Özellikle DEM Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın yaptığı, dikkat ve ciddiyet içermeyen konuşmaların provokasyon ortamını daha da tırmandırdığı gerçeği göz ardı edilemez.
Gelişmeler, milletimiz ve ülkemiz adına endişe vericidir.
Bu günlerde terörsüz Türkiye hedefinin adım adım gerçekleştiği bir dönemde, dil ve üslup sorunlarının derinleşmesi, ne yazık ki gerilimi artırmakta ve umutları sekteye uğratmaktadır.
DEM Parti’nin bir karar alması gerekmektedir:
PKK’nın kurucu liderinin yanında mı yoksa karşısında mı duracaklar?
Terörün yanında mı yer alacaklar, yoksa terörsüz bir geleceğe mi hizmet edecekler?
Silah ve şiddeti mi destekleyecekler, yoksa siyaset ve demokrasinin değerlerine mi bağlı kalacaklar?
Kürt kardeşlerimizi asılsız iddialarla kışkırtmaya mı devam edecekler, yoksa tüm milleti kucaklayan bir Türkiye partisi olmanın onurunu mu taşıyacaklar?
Suriye Cumhuriyeti’nin iç istikrar mücadelesini, siyasi ve toprak bütünlüğünü ırkçı bir anlayışla karalamak, kesinlikle şuursuzluk ve kötü niyet örneğidir.
DEM Parti, Kürt kardeşlerimizi kışkırtmaktan ve Siyonizm’in çıkarlarına hizmet etmekten derhal vazgeçmelidir.
Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Siyonist-emperyalist bir kumpas devreye girmiş ve bayrağımız alçakça indirilmiştir.
Bu olayın arkasında gizli bir istihbarat operasyonu olduğuna dair kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Türk bayrağı, bağımsızlığımızın simgesi, şehitlerimizin örtüsü ve milli birlik ve beraberliğimizin sembolüdür.
Bayrağımıza saldıran ve bu süreçte rol oynayan kim varsa en ağır şekilde cezalandırılmalı ve istihbarat servisleriyle bağlantıları araştırılmalıdır.
Mesele, ciddiye alınması gereken bir konudur.
Türk bayrağı, Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik nişanesidir. Herkes aklını başına almalıdır.
Sabrı ve sinirleri tahrip etmenin kimseye faydası olmayacaktır; uzatılan el, kalkan bir yumrukla yer değiştirebilir.
Terörsüz Türkiye hedefinden taviz vermeden, provokasyonlara karşı son derece dikkatli ve uyanık bir şekilde barış ve huzur yolculuğuna devam edilmelidir.
“Terörsüz Türkiye” bahanesiyle milli onurumuza saldıranlarla amansız bir mücadele ruhuyla direniş gösterileceği herkes tarafından bilinmelidir.
Ay yıldızlı al bayrağımıza uzanan kirli elleri, kötü emelleri ve terörist sevicileri şiddetle kınıyorum.
SDG/YPG bir terör örgütüdür ve Kürt kardeşlerimizi temsil edemez.
Fırat’ın doğusu, batısı gibi terörden arındırılmalıdır. O gün işte bugündür.”
ERDOĞAN: “PROVOKASYON İNTİHAR ANLAMINA GELİR”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da saldırıya ilişkin grup toplantısında şu şekilde konuştu:
“Provokasyonların intihar anlamına geleceği açıktır.
Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla sahaya sürdüğü insanlarla birlikte, sınırda bayrağımıza alçakça yapılan saldırıyla sonuç almak mümkün değildir.”
“O KİRLİ ELLERDEN, HAİNLERDEN HESAP SORACAĞIZ”
Bayrağımıza uzanan o kirli elleri bulacak ve bunun hesabını o hainlerden soracağız.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans
ve Rek. Tic. A.Ş’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.




