CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, Suriye’de SDG’nin Fırat Nehri’nin batısındaki kontrolünü kaybetmesiyle ilgili gelişmeler üzerine yazılı bir açıklama yayımladı.
Tan, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, “Suriye’de artık SDG yok. Esat’ın devrilmesi ve IŞİD’in ortadan kalkmasının ardından ABD’nin SDG’ye olan ihtiyacı sona erdi. İktidarın on yıldır ABD’nin binlerce kamyonla donattığını iddia ettiği 100 bin kişilik terörist ordusu ve Zagros’tan Amanos’a uzanan terör koridoru gibi anlatıların gerçek dışı olduğu açıkça ortaya çıktı” dedi.
Tan, partisinin bölgeye yönelik politikalarını da şu şekilde ifade etti: “CHP olarak dış politikada akıldan başka bir rehber, ulusal çıkarlar dışında savunulacak bir konu, ulusal egemenlikten başka bir öncelik yoktur. Bu çerçevede CHP, Suriye, Irak ve İran’a baktığında her birini ayrı bir ülke olarak görmektedir. CHP, bu ülkelerin halklarının iradelerine saygı gösterir ve onların müreffeh, huzurlu ve bütünleşmiş yapılar kurmaları için gereken desteği sunmayı savunur.”
Tan’ın açıklamalarına göre:
SDG 24 SAATTE BİTTİ
“Suriye’de artık SDG yok. Esat’ın devrilmesi ve IŞİD’in ortadan kalkmasıyla ABD’nin SDG’ye ihtiyacı kalmadı. Avrupa ülkeleri ise durumu karmaşık bir şekilde yaşıyor. İktidarın iddialarının aksine, SDG’nin 2/3’ünü oluşturan yerel Arap aşiretleri güç ve parayı takip ederek taraf değiştirdi ve 24 saat içinde SDG’nin varlığı sona erdi. Bu nedenle Suriye’nin vilayetler haritasını kullanmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. ‘Rojava’ veya ‘DAANES’ olarak adlandırılan Fırat’ın Doğusu, ‘Suriye Kürdistanı’ değil, bu hiç olmamıştır. Kürtlerin Suriye’deki varlığı, Afrin, Kobane ve Kamışlı gibi yerleşim birimlerinde üç ayrı cepte yoğunlaşmıştır. Oysa Irak Kürdistan Bölgesi’nin nüfusunun neredeyse tamamı Kürtlerden oluşmaktadır ve bu nüfus, büyük ölçüde Irak Kürt Bölgesi’nde yaşamaktadır.”
DIŞ POLİTİKA SEKÜLER OLMALI
Ayrıca, Irak Kürt Bölgesi’nin coğrafi yapısı, ülkenin geri kalanından dağlık bir topografya ile ayrışmaktadır. Suriye’deki Kürtlerin yaşadığı alanlar ise, Afrin istisnası dışında oldukça düz bir yapıya sahiptir. Afrin, belki de bin yıllık bir Kürt yurdudur; diğer sınır bölgelerindeki Kürt nüfusu ise Cumhuriyetin kuruluş dönemindeki ayaklanmalar sonrası Türkiye’den göç eden veya kaçan aşiretlerin devamıdır. Irak Kürt Bölgesi’nin denizle bağlantısı yoktur, ancak yer altı kaynakları ve başkenti Bağdat ile komşuları İran ve Türkiye ile geliştirdiği ilişkiler, DAANES’ten tamamen farklıdır. CHP olarak, laik Cumhuriyetimizin dış politikasının seküler olması gerektiğini savunuyoruz. Mezhepçi ve etnikçi yaklaşımlardan kaçınmayı önceliyoruz. Laik Cumhuriyet yurttaşlığı ile “komünalizm” asla bir arada olamaz. Laik düzende, bireyler özgürdür, eşittir, kardeşçe bir arada yaşar.
CHP HALKLARIN İRADELERİNE SAYGI DUYAR
Türkiye’nin sınırları, Cumhuriyetin kuruluşu sırasında kanla ve ateşle belirlenmiştir. Bu sınırlar içinde yaşayan halk, modern bir ulus oluşturmuş ve bu ulusun bireyleri Cumhuriyetin eşit yurttaşları olmuştur. Cumhuriyet vizyonu, eksiklerin giderilmesi ve tarihle yüzleşilmesi gereken bir yoldur. Türk ile Kürt arasındaki gönül bağı, Cumhuriyetimizin temel taşını oluşturur. Vatanımız, geleceğimiz ve hikâyemiz ortak bir paydada birleşir. CHP, dış politikada akıldan başka bir rehber ve ulusal çıkarlar dışında savunulacak bir konu olmadığını vurguluyor. Bu bağlamda, CHP Suriye, Irak ve İran’ı ayrı ayrı ülkeler olarak değerlendirir ve bu ülkelerin halklarının iradelerine saygı gösterir. Bu ülkelerin huzurlu ve müreffeh yapılar kurmaları için gereken desteğin sağlanmasını, devletlerin kurumsal altyapılarının güçlendirilmesini savunur.
DEVLET ADAMLIĞINA DÖNÜŞME FIRSATI HERKES İÇİN GEÇERLİ OLMALI
Sınır ötesindeki Kürtler, doğru Cumhuriyetçi politikalar izlendiğinde Türkiye’ye doğal bir güvenlik kuşağı ve Ortadoğu’ya giriş kapısı oluşturabilir. Teröristten devlet adamlığına dönüşüm fırsatı tanınacaksa, bu imkân herkes için geçerli olmalıdır. Bu fırsatın muhatapları, sunulan olanağı zamanında değerlendirmeyi bilmeli ve uygun bir tutum sergilemelidir. Suriye’deki gelişmelere bu çerçeveden bakıyoruz ve söz konusu gelişmelerin olumlu sonuçlar doğurabileceğine inanıyoruz.




