1. Haberler
  2. SİYASET
  3. Halep’teki Çatışmalar: PKK’nın Gizli Hedefleri

Halep’teki Çatışmalar: PKK’nın Gizli Hedefleri

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

– Suriye’nin Halep kentindeki SGD/HTŞ çatışmasının nedeni nedir ve bu iki mahallenin özellikleri nelerdir?

Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahalleleri, tamamen Kürt nüfusuna sahip değildir. Özellikle Eşrefiye, daha çok Araplardan oluşmaktadır. PKK’nın, Irak ve Suriye’de zamanla güç kazandığını görmekteyiz. Irak’taki güç boşluğunu iyi değerlendiren PKK, Suriye’de de hem Baba hem de Oğul Esad dönemlerinde desteklenmiştir. Şeyh Maksut’taki faaliyetler 1985 yılında başlamıştır. Mahallenin adı daha önce bölgede Hristiyanlar, Süryaniler ve Ermeniler tarafından kullanılan Cebel es Seyyide, yani Meryem Tepesi olarak biliniyordu. Göç ile birlikte Kürtlerin artmasıyla, ölen bir Kürt şeyhinin adıyla anılmaya başlandı. Suriye iç savaşında Halep, Esad rejiminin kontrolünde kalınca, Esad ile iş birliği yapan PKK’nın buradaki etkisi daha da arttı. Aralık 2024’te Halep-Şam savaşları sırasında Halep’i ele geçiren HTŞ, iç ve dış hassasiyetlerden dolayı müdahalede bulunmadı ve öncelikle Esad’ın kontrolündeki alanlara yöneldi.

– Bu iki mahalledeki terör örgütleri arasında anlaşmazlık yaşandığı ve Kandil’in “direnin” derken SDG’nin çıkmak istediği ifade ediliyor. Durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Burada dikkat çekici olan, Türkiye’deki çözüm sürecinin ekseninin “Kalın, savaşın” derken, diğerlerinin “Anlaşalım” demesidir. Bu ikisi arasında hem Türkiye’ye hem de Şam’a yönelik bir tuzak mevcut.

– Bu tuzak nasıl bir yapıdadır ve hedef nedir?

Kontrollü bir direnç ve kontrollü bir boşaltma stratejisi ile Suriye’de özerk, yapısal bütünlüğünü koruyan bir PKK devletinin kalıcı olmasını sağlama çabası içindeler. Halep ve Şam savaşları sırasında PKK’nın dengesini kaybettiğini belirtmiştim; “vurun, Rakka’yı düşürün, iş bitsin” demiştim. Ancak bu gerçekleşmedi. Şimdi geçmişteki hataları düşünmenin zamanı değil, mevcut durumu değerlendirerek bir çözüm arayışına girmeliyiz.

– Türkiye bu süreçte ne kazanmış veya kazanabilir?

Türkiye’nin kazancı, PKK’nın parçalanma tehdidinin ortadan kalkmasıdır. Şu anda Türkiye, kalıcı bir çözüm üretme çabası içinde.

– Türkiye’nin 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması konusundaki ısrarı, Suriye’nin üniter devlet olma hedefine ne kadar katkı sağlıyor?

PKK’nın yapısal bütünlüğünün korunmasına dair yorumlar, 10 Mart Mutabakatı dahil olmak üzere yapılan anlaşmaların Suriye’de üniter yapıyı sağlamaya yönelik güven üretmediğini gösteriyor. HTŞ, bu anlaşmaları yaptı çünkü Halep ve Şam savaşlarındaki başarısının arkasında birçok aktör ve bağlantı bulunuyordu. Örneğin, Gazze’den itibaren İsrail ve ABD’nin İran-Şii Milis-Hizbullah ve Esad unsurlarını sürekli hedef alması, oradaki yapılanmayı zayıflattı ve bu zayıflama, İdlib’deki HTŞ için fırsatlar yarattı.

– 10 Mart Mutabakatı üniter yapıyı sabote ediyorsa, Türkiye neden bu konuda ısrarcı ve yeni bir anlaşmanın ihtimali nedir?

10 Mart Mutabakatı’nda geçen “entegrasyon” terimi son derece tehlikeli. PKK, bunu yapısal bütünlüğünü koruyarak ve kaynaklara hükmederek algıladı. Ancak anlaşma uygulamaya geçmediği için Amerikan Büyükelçisi Barrack “Her kriz yeni bir yol gösterir” dedi; bu da yeni bir anlaşmadan bahsedildiğini gösteriyor. Türkiye, SDG’nin yapısal bütünlüğünü reddettiği, kaynakların ve sınırların Şam yönetimine geçtiği ve Şam karar mekanizmalarına sızmanın engellendiği bir senaryoyu sürdürmelidir.

– “Tehlikeli” dediğiniz “entegrasyon” ne anlama geliyor?

Entegrasyon, Suriyelilerin bireysel olarak merkezi devlete dahil olmasını ifade ediyor. Yani bireyler Şam’ın ordusuna, polisine ve bürokrasisine katılacak, egemenlik Şam’a ait olacak. PKK’nın altındaki insanlar bu şekilde yaşam bulacak; ancak silahlı PKK unsurları gidecek.

– Neden SDG/YPG yerine PKK demeyi tercih ediyorsunuz?

SDG, aslında PKK’nın bir parçasıdır. 100 bin kişilik bir silahlı yapıdan bahsediyoruz, ancak bunun omurgasını oluşturan 11 bin kişi çekirdek PKK’dır. Önde gelen lider kadrosu tamamen PKK kökenlidir. Özellikle son dönemde Irak’tan binlerce PKK’lı Suriye’ye geçti. Zaten 11 bin terörist omurga oluşturuyordu, gelenlerle bu yapı daha da güçlendi.

‘NİHAİ HEDEFLERİ: SURİYE’

– Hakan Fidan, SDG’nin ayrılıkçı tavırdan vazgeçmesi gerektiğini belirtti. SDG’nin hedefi nedir?

PKK, aslında Suriye’yi ele geçirmek istiyor; hedefleri sadece Fırat’ın doğusu değil. Batıda Akdeniz’e ulaşmak, Irak’ın kuzeyi ile Suriye’nin kuzeydoğusunu birleştirmek ve doğuda İran’a erişmek istiyorlar. Fırat’ın doğusunda Deniz Harp Akademisi kurmaya teşebbüs ettiler. Planları, önce Şam’a nüfuz etmek ve nihai hedefe ulaşmaktır. PKK’nın stratejisi budur; iki mahallede de bu durum gözlemleniyor. Bir taraf “Kalın ve savaşın” derken, diğer taraf “Uzlaşalım” demekte. Bu, PKK içindeki bir çatlak değil, tersine sinsi bir terör ve siyaset stratejisidir.

‘FIRAT’IN DOĞUSUNU KONUŞMALIYIZ’

– Tüm Suriye’yi ele geçirmek üzere bir strateji mi izleniyor?

Burada kontrollü bir boşaltma ve direnç söz konusu. PKK, “Silah bende, egemenlik sende değil” diyor. Şu anda PKK, olayı Fırat’ın batısına hapsetmiş durumda. Asıl konuşulması gereken yer Fırat’ın doğusudur. Burada üniter bir devlet tesis edilemezse Suriye bölünecektir.

– Milli Savunma Bakanlığı, Suriye’nin yardım talep etmesi durumunda Türkiye’nin destek vereceğini açıkladı. Türk ordusu Suriye’ye girebilir mi?

Colani, çağırsa da çağırmasa da Suriye’ye girmeliyiz. Bu mesele Colani’nin değil, çok daha geniş bir konudur. Colani, “Fırat’ın batısı ya da Şam bana yeter” derse bizi çağırmayabilir. O durumda ne olacak?

– ABD’li Senatör Graham, “Kürt müttefiklerimize yönelik bir saldırıyı ne tolere ederim ne de kabul ederim. Suriye hükümetine ve Türkiye’ye sesleniyorum: akıllıca bir tercih yapın” dedi. Türkiye, ABD’ye rağmen harekât yapabilir mi?

Türkiye, gerekirse ABD’ye rağmen harekât gerçekleştirmek zorunda kalabilir. Küçük bir ülke olan İsrail, varoluşsal bir gerekçe üreterek birçok ülkeye karşı harekât yapabiliyor. Türkiye de PKK’nın varoluşsal tehdidi karşısında “ABD istemiyor” diye bu durumu görmezden gelemez. Coğrafyada temel kural, hareket etmektir. Fırsatları değerlendirmek için sahada olmalıyız. Türkiye, vekil unsurlarla veya müttefiklerle hareket edebilir. Bugün coğrafya yeniden şekillenirken PKK’ya mahkûm

Halep’teki Çatışmalar: PKK’nın Gizli Hedefleri
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Asistantr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.