Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak arayışları, Türk siyasi tarihinin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası’nın ardından, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kuruluşu ve İsmet İnönü’nün “CHP, ortanın solundadır. Laiklik zaten solculuktur” açıklamasıyla birlikte CHP içinde somutlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte Bülent Ecevit’in önce CHP Genel Sekreteri, ardından da Genel Başkanı olması, bu ittifakın pekişmesine yardımcı olmuştur.
Ancak, CHP’nin bu yönelimi hem CHP içindeki kendilerini Atatürkçü olarak tanımlayan kesimlerden, hem de TİP çevresindeki Sosyalistlerden olumsuz karşılık bulmuştur.
Bu dönemde Kemalistler ve Sosyalistler, kendi içlerinde ve birbirleriyle çatışmalar yaşarken, toprak ağaları, tarikatlar ve sağcı politikacılar, yeni Anayasa’dan rahatsız olan emperyalist güçlerle birlikte, kendi aralarında etkin bir ittifak oluşturarak iktidarı ele geçirmeyi başarmışlardır.
***
Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak çabaları, genellikle kriz dönemlerinde ortaya çıkmıştır. Ancak bu ittifaklar, çoğu zaman iktidarı temsil eden sağcı politikacılar ve darbecilere bırakılmıştır. 1930’larda Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ilk ittifakı simgeleyen Kadro Dergisi Hareketi, Atatürk’ün Demokrasi’ye geçiş için kurduğu Cumhuriyetçi Serbest Fırka’nın toprak ağları ve tarikatlar tarafından kontrol altına alınmasından ve 1929 Dünya Ekonomik Krizi’nden etkilenmiştir.
1960’larda Kemalistler ile Sosyalistler arasında CHP içinde gerçekleşen “Ortanın Solu” sloganlı ittifak, Demokrat Parti (DP) diktatörlüğüne yönelik bir tepki olarak, özgürlükçü bir geçiş döneminin arayışları sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu süreç, hem CHP içindeki Atatürkçü kesimden gelen, hem de TİP içinde örgütlenmiş Sosyalistlerden büyük tepki almıştır.
Demirel’in DP mirasını üstlenmesiyle birlikte, 1973 seçimlerinde Celal Bayar’ın desteklediği Ferruh Bozbeyli’nin Demokratik Partisi, Adalet Partisi’nden 45 sandalye kazanmış ve Kemalistler ile Sosyalistlerin ittifakının sembolü olan Ecevit, Milli Selamet Partisi (MSP) ile koalisyon kurarak iktidara gelmiştir.
Bununla birlikte, MSP’nin baskılarından bunalan ve Bozbeyli’nin jestlerine aldanarak Erbakan ile koalisyonu bozan Ecevit, Kemalistler, CHP’nin genç kadroları ve Sosyalistler, Emperyalizmin sağcı unsurlarının bir araya geleceğini ve 1975’te kurulan Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti ile Türkiye’nin bugünkü siyasi süreçlerinin başlangıcını öngörememişlerdir.
Her iki dönem de, yani 1930’lar ve 1940’lar ile 1960’lar ve 1970’ler, Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifakların CHP’nin stratejik hataları nedeniyle başarısız kalmasına ve ülkenin sağcı iktidarlara teslim olmasına yol açmıştır.




