CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Hayat Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Ankara Milletvekili Okan Konuralp ve Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’dan oluşan CHP heyeti, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle Parlamento Muhabirleri Derneği’ni (PMD) ziyaret etti.
Ziyaret sırasında, parlamento muhabirlerinin çalışma koşulları, basın özgürlüğü ve gazeteciliğin karşılaştığı sorunlar üzerinde kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.
PMD Başkanı Kemal Aktaş, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, CHP heyetiyle gazetecilerin yeni yılını ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı.
Günaydın, Türkiye’de medya sektöründe yaşanan son gelişmelere dikkat çekerek, Habertürk ve Show TV’nin de dahil olduğu Can Medya Grubu’nun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildiğini, Flash TV’nin ise medya dışı bir aktör tarafından satın alındığını hatırlattı.
Tele1’e el konulduğu gün o kanalı ziyaret ettiğini ve kayyum ile yüz yüze gelmek zorunda kaldığını belirten Günaydın, “Sınırlı imkanlarla yayın yapan bir televizyon kanalına ana haber bülteni sırasında el konuluyor. Hemen ardından penguen yayınları başlıyor ve o televizyon kanalının tüm hafızası siliniyor. Bunlar kabul edilebilecek olaylar değil” dedi.
Çok sayıda gazetecinin cezaevinde bulunduğunu vurgulayan Günaydın, Merdan Yanardağ başta olmak üzere birçok gazetecinin tutuklu olduğunu, Fatih Altaylı’nın ise haksız yere uzun süre cezaevinde kaldığını ifade etti.
Medyanın bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini dile getiren Günaydın, CHP’nin de basın tarafından eleştirildiğini, bu eleştirilerin bir kısmını haklı bulduklarını, bir kısmını ise haksız gördüklerini belirtti. Ancak bu değerlendirmelerin siyasi bir tutum çerçevesinde yapıldığını vurgulayan Günaydın, basının yayın yapma özgürlüğünün esas olduğunu kaydetti.
Günaydın, “Biz sadece, bizi haksız eleştirdiğini düşündüğümüz basın organlarına karşı düşüncelerimizi paylaşmakla yetinmeliyiz. Ancak sizin için, bir sabah kapınıza gelen bir polisle ya da bir kolluk kuvvetiyle bu süreç bambaşka bir boyuta evrilebiliyor” ifadelerini kullandı. Çok sayıda gazetecinin işsiz kalmasına da dikkat çeken Günaydın, “Biliyoruz ki çok sayıda gazeteci dostumuz var; bunlardan üçü çalışıyorsa, yedisi şu anda işsiz” dedi.
Siyasetçi-gazeteci ilişkilerinin saygın bir zeminde yürütülmesi gerektiğini belirten Günaydın, parlamento muhabirlerinin uzun ve stresli çalışma koşullarında karşılıklı saygının önemine değindi. Günaydın, tüm gazetecilerin en uygun şartlarda çalışmalarını sağlamakla yükümlü olduklarını ifade etti.
Gazetecilere yayınlarının içeriği hakkında yönlendirme yapılmasının mümkün olmadığını vurgulayan Günaydın, “Onlar özgürdür. Biz çalışmamızı yaparız, parlamento muhabiri arkadaşlarımız da bunları diledikleri gibi aktarır. Biz de bu aktarımın sonucunu okuruz” dedi.
Halkın haber alma özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün asla kısıtlanmaması gerektiğini yineleyen Günaydın, gazetecilerin önündeki tüm engellerin kaldırılması çağrısında bulundu.
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ BU HAKLI TUTUMUNU MECLİS’TE 7 GÜN 24 SAAT SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEK”
Günaydın, emekli aylıklarında yapılması gereken düzenlemeleri talep eden TBMM Genel Kurul’un “terk etmeme” eylemi hakkında da görüşlerini paylaştı.
Günaydın, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasına tepki göstererek, “En düşük emekli aylığının 20 bin lira olmasıyla gerçekten övünülebiliyor mu” dedi.
En düşük emekli aylığının önce 16 bin 881 liradan 18 bin 900 liraya, ardından 20 bin liraya yükseltildiğini hatırlatan Günaydın, toplam artışın günlük karşılığının sadece 66 liraya denk geldiğini söyledi. CHP’nin Meclis’teki nöbet eylemini Genel Başkan Özgür Özel’in Beykoz mitinginde ilan ettiğini de hatırlatan Günaydın, iktidar partisinin Meclis’i üç gün üst üste çalıştıramadığını, buna rağmen CHP’nin emekli meselesini Meclis’te siyasallaştırdığını ve toplumsallaştırdığını belirtti. Günaydın, “‘İktidar bu teklifi getirmez’ diyenler oldu. Getirmeyebilirler; bir ay, bir hafta, hatta hiç getirmeyebilirler. Ama Cumhuriyet Halk Partisi bu haklı tutumunu Meclis’te 7 gün 24 saat sürdürecek” dedi.
“TÜRKİYE, HEM ÜLKESİNDE HEM DE BÖLGEDE BARIŞI, DEMOKRASİYİ TESİS EDEBİLMEK İÇİN ORTAK AKLA VE YÖNETİM GÜCÜNE DAYANMAK ZORUNDADIR”
Suriye’deki gelişmelere de değinen Günaydın, çatışmaları kaygıyla izlediklerini ve sivil ölümlerin derhal durdurulması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin bölgede güvenliği sağlama sorumluluğu bulunduğunu belirten Günaydın, sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye’nin sivil ölümleri durdurmak başta olmak üzere orada güvenliği sağlamak konusunda önemli bir sorumluluğu vardır. Bu sorumluluğu yerine getirmek zorundadır. Diyeceksiniz ki Suriye’de ne sorumluluğu var? Eğer gidip beraber fotoğraf çektirirseniz, orayı birlikte methederseniz o sorumluluk hatırlatılır. Colani’nin şu anda nerede olduğu, sağlık durumu ne, bunu bilmiyoruz. Anadolu Ajansı’nın iddia ettiği gibi bir markette mi alışveriş yapıyor? Yoksa başka bir yerde tedavi mi alıyor? Bunu da bilmiyoruz. Ama şu bir gerçek: Türkiye Cumhuriyeti, hem kendi ülkesinde hem de bölgede barışı, demokrasiyi tesis edebilmek için ortak akla ve yönetim gücüne dayanmak zorundadır. Bu yapı ile Türkiye’nin meselelere soğukkanlı bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini düşünüyorum.”
“BEN KENDİ GRUBUMU ORADA TUTARKEN 5 TANE AKP’Lİ MİLLETVEKİLİYLE MUHATAP OLARAK MECLİS’TE OTURMAK ZORUNDA DEĞİLİM”
Meclis çalışmaları ve iktidar partisinin tutumunu eleştiren Günaydın, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in açıklamalarını değerlendirerek, “Ben Abdullah Güler’i biraz sinirli buldum. Sabaha kadar nöbet falan mı beklemiş” yorumunda bulundu.
TBMM’yi çalıştırma sorumluluğunun iktidar partisinde olduğunu vurgulayan Günaydın, “İktidar blokunun milletvekili sayısı 330. Siz 180 kişi ile Meclis’i çalıştırabiliyorsunuz. 330’un içerisinde 180’i bulamıyorlar. 150 tane mazeretli milletvekili mi var?” ifadelerini kullandı. Günaydın, şunları söyledi:
“Erdoğan’ın bir zamanlar belediye başkanlarına ithaf ettiği ‘metal yorgunluğu’ şu anda kendi grubundadır. Kendi grubunda büyük bir metal yorgunluğu mevcuttur. Kendi grubu sadece yoklama verme konusunda değil, Meclis’i takip etme noktasında da büyük bir kayıtsızlık içerisindedir.




