ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Suriye arasında gerilimi azaltmak ve ilişkileri daha sağlam bir zemine oturtmak amacıyla, ABD gözetiminde “ortak bir iletişim mekanizması” oluşturulduğunu duyurdu.
Suriye’deki HTŞ yönetiminin “Dışişleri Bakanı” unvanına sahip Esad Hasan Şeybani’nin imzasını taşıyan anlaşmada, iki taraf da “her iki ülke için kalıcı güvenlik ve istikrar düzenlemeleri sağlama çabalarını sürdürme taahhütlerini” tekrar vurguladı.
Bu anlaşma, Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından bölgede ABD ve İsrail’in etkisinin geldiği noktayı gözler önüne sererken, AKP içerisinde de rahatsızlık yaratmış durumda.
İktidarın “Terörsüz Türkiye” adı altında yürütmeye başladığı süreçte öne çıkan isimlerden biri olan eski AKP milletvekili Mehmet Metiner, bu anlaşmanın İsrail’in Suriye’deki planının ABD destekli bir şekilde ilerlediğini ifade etti. Metiner, “Suriye sahasında büyük bir oyun var. Oyun kurucu aktörler ise ABD ve İsrail. Bu anlaşma İsrail’in çıkarlarına hizmet etmiyorsa, neden imza atsın?” şeklinde bir değerlendirmede bulundu.
Metiner, anlaşmaya dair X hesabı üzerinden şu yorumları yaptı:
“ABD açıkladı: Paris’te Şam yönetimi ile İsrail anlaştı. İsrail’in Suriye’deki planı ABD himayesinde başarıyla ilerliyor. İki ülke, aralarında işbirliğine dair bir mutabakat sağlamış durumda. Sizlere düşen ise, İsrail-SDG ilişkisi üzerinden eleştirilerinizi sürdürmek. Daha önce de belirttiğim gibi, Suriye sahasında büyük bir oyun dönüyor. Oyun kurucu aktörler ABD ve İsrail. SDG’nin bize bir tehdit olarak gösterilmesi de bu nedenle. Sürecimizin başarıya ulaşması, onların planlarını bozabilir. İlginç bir durum değil mi? SDG, İsrail’in desteklediği bir grup ama İsrail, SDG’yi tasfiye etmek isteyen Şam ile anlaşma yapıyor. Bu anlaşma, İsrail’in çıkarlarına aykırı olsaydı, neden imza atsın? Birlikte hareket edip İsrail’in planlarını bozmaktansa, bu tablo karşısında herkesin yeniden düşünmesi gerektiğini umuyorum. Sonuç olarak, kazanan her zaman ABD ve İsrail oluyor. Bizlere ise gerekçelerle birbirimizin kanına ekmek doğramak kalıyor. Sosyal medya ve televizyonlarda ise dişlerimizi kılıca döndürüp birbirimizi parçalamak düşüyor. Allah hepimize akıl fikir versin…”




