Trump, günümüzdeki siyasi dinamikler açısından sürdürülebilir bir yol izlemiyor. Askeri gücüne dayanarak uluslararası alanda siyasi ve ekonomik hedeflerini kabul ettirmeye çalışması, hem dünya genelinde kalıcı bir etki yaratmıyor hem de Amerikan halkının sürekli desteğini kazanmasına yardımcı olmuyor.
Elbette, dünyanın tepkisi büyük önem taşıyor. Avrupa’nın yanı sıra, Çin’in de bu direnişe katılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır; zira Venezüella’ya yönelik baskılara karşı çıkarak bu durumu göstermektedir.
ÇİN’İN TAYVAN POLİTİKASI
Çin’in, Trump’ın silah baskısı altında Tayvan’ı ilhak etme girişiminde bulunup bulunmayacağı konusunda kesin bir görüş belirtmek zor. Ancak böyle bir adım, derin sorunları da beraberinde getirebilir; çünkü Japonya şu anda Tayvan’a destek açıklamış durumda. Uzak Doğu’da ABD’nin de dahil olabileceği lokal ama büyüyen bir çatışma, Çin için zamansız ve gereksiz bir hamle olabilir. Zira dünya, Trump’ın silaha dayalı politikalarına karşı güçlü bir dayanışma ve direniş göstermeye ihtiyaç duymaktadır.
TRUMP’IN AVRUPA İLE İLİŞKİLERİ
Trump’ın Avrupa ile kurduğu ittifakın samimiyeti ve sürdürülebilirliği konusunda endişelerim var. NATO, sadece şekilsel bir varlık olarak kalmış durumda. Çünkü Trump, ABD’nin çıkarlarına uygun düşmeyen konularda Avrupa ile dayanışmaya girmeyi düşünmeyecektir. Daha ziyade, Avrupa’ya “Çöküyorsun, bana tabi ol ve beni izle” mesajını vermekte ve Grönland’a yönelik saldırı planları yapmaktadır.
AB’nin çökmesini istemektedir.
GRÖNLAND’DAKİ ASKERİ TATBİKAT
Geçtiğimiz eylül ayında, Danimarka, İsveç ve Norveç’in iç güvenlik birlikleri ile Danimarka, Almanya ve Fransa’nın katılımıyla Grönland’da ortak bir askeri tatbikat gerçekleştirildi. Reuters’in haberine göre, Grönland lideri “Artık yeter” şeklinde bir açıklama yaptı ve Danimarka’nın Avrupa’daki müttefikleri, Trump’ın geniş toprakları ele geçirme yönündeki açıklamalarını reddederek, Arktik adasının geleceğinin halkı tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Bu durum, Grönland’da Avrupa ile ABD’nin karşı karşıya geldiğini gösteriyor.
ÇİN VE AVRUPA ARASINDAKİ DAYANIŞMA
Trump’a karşı durabilmek için, önemli bir siyasi ve askeri ittifakın kurulması gerekmektedir. Çin’in öncelikli hedefi, ekonomik ve siyasi açıdan fayda sağlayabileceği Avrupa ile dayanışma içerisinde olmak olmalıdır.
Avrupa zorlu dönemlerden geçiyor. Büyük bir borç yükü altında ve özellikle Fransızlar, ekonomik sıkıntılar nedeniyle sıkça sokaklara dökülüyor. AB’nin esas sorunu, Nouribi’nin de belirttiği gibi, yenilikçilik ve yaratıcılığını kaybetmiş olmasıdır. Popülist aşırı sağ partiler, göçmenleri bahane ederek düşmanlık ve korku ortamı yaratmakta ve bu durumu, seçmenlerinin oylarını artırmak için kullanmaktadır. AB’nin ana akım partileri ise bu söylemler karşısında etkili bir politika geliştirmekte oldukça zorlanıyor.
ABD HALKINDAN TEPKİLER
Venezüella’ya yönelik baskın öncesinde, geçen kasımda yapılan anketlerde Amerikalıların yüzde 70’i askeri müdahaleye karşı olduklarını belirtmişlerdi.
Demokratlar, halkın temel sorunlarına çözüm bulmak yerine, Amerikan vergilerinin pahalı savaşlarda harcanmasına itiraz ediyorlar. Trump ise “Zenginleşeceğiz” hayalini Amerikan halkına satmaya çalışmakta. Bu yıl kasımda gerçekleştirilecek ara seçimler öncesinde, büyük bir askeri gösteri planlayarak “En büyük Amerika” sloganını öne çıkarmaya çalışacak. Venezüella’ya yönelik büyük bir askeri operasyonun, Amerikan halkı tarafından desteklenmeyeceğini de biliyor olmalı.
Dünya, bu askeri tehditlere karşı direnç gösterdiği takdirde, Trump’ın hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabilir.




