2025 yılı, Türk siyasetinde iktidarın yeniden başlattığı yeni açılım sürecinin belirleyici bir rol üstlendiği bir dönem olarak kayıtlara geçti. Meclis kürsüsü kadar, mahkeme salonları ve miting alanları da siyasetin önemli sahneleri haline geldi. AKP, 2025’te muhalefete yönelik yargı hamlelerinin yarattığı siyasi gerilim ile yeni çözüm süreci tartışmalarını bir arada yürüttü. İktidar, belediyelere yönelik operasyonlar ve tutuklamalar karşısında “yargı bağımsızlığı” savunusunu sürdürürken, bu süreçlerin siyasi sonuçları yıl boyunca sürekli bir tartışma konusu oldu. AKP, MHP ile birlikte çözüm sürecini Meclis merkezli bir çerçeveye oturtmaya çalıştı. Bu süreç, kamuoyuna açık bir siyasi deklarasyonla değil; Meclis komisyonları, örtük temaslar ve ittifak içindeki denge arayışlarıyla ilerledi.
BAŞKANLARA OPERASYON
CHP, yıl boyunca yargı operasyonlarıyla başa çıkmak zorunda kaldı. 2024 yılının sonunda kayyım atanan Esenyurt Belediyesi’ne yönelik operasyonların başlangıcı, 2025’te Beşiktaş Belediyesi ile oldu. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, “suç örgütüne üye olmak, ihaleye fesat karıştırmak ve haksız mal edinmek” suçlamalarıyla tutuklandı. CHP’nin DEM Parti ile yaptığı “kent uzlaşısı” anlaşması çerçevesinde İstanbul’daki bazı belediyelerin meclis üyeleri de tutuklandı. Süreç, dalga dalga devam eden operasyonlarla Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve önceki dönem Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç gibi isimlerin tutuklanmasına yol açtı. Yeni çözüm süreci başlamadan önce tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ise süreç ilerledikçe tahliye edildi.
BİR YILDA 77 MİTİNG
Belediye başkanlarına yönelik operasyonlarla karşılaşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yıl boyunca bu durumla başa çıkmanın yanı sıra partisinin 38. olağan kurultayına açılan iptal davasıyla da uğraşmak zorunda kaldı. İmamoğlu’nun tutuklandığı 19 Mart tarihini “sivil darbe” olarak nitelendiren Özel, Saraçhane’de miting eylemleri başlattı. İstanbul’daki kayyım riskini bertaraf etmeden Saraçhane’yi yurttaşlarla terk etmeyen Özel, ardından adayının özgürlüğü ve erken seçim talepleri için düzenlediği eylemleri bir rutin haline getirdi. Özel, her hafta İstanbul’un bir ilçesinde ve her hafta sonu Türkiye’nin farklı bir ilinde miting gerçekleştirmeye başladı. Bu kapsamda bir yıl boyunca toplamda 77 miting yaptı. CHP’ye yönelik yargı operasyonları çerçevesinde İstanbul il başkanlığına da bir çağrı heyeti atandı. CHP’nin kayyım olarak tanımladığı bu heyet, 5 bin kişiyle il başkanlığına girdi. O gün meydana gelen olaylarda milletvekillerine biber gazı sıkıldı. Bu süreçte CHP, partinin kurultay davası nedeniyle “mutlak butlan” kavramıyla tanıştı. Bu kavram, partinin önceki yönetiminin göreve gelmesi anlamını taşıyarak Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen iptal davasında sıkça gündeme geldi. CHP lideri Özel, bu davanın etkisiyle partisinin bir yıl içinde iki kez olağanüstü kurultaya gitme zorunluluğu yaşadı. Partinin kayyım riskine karşı gerçekleştirdiği 21. olağanüstü kurultayı ise 6 Nisan’da yapıldı.




