CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden yaptığı son açıklamada iktidarın hukuksuz uygulamalarını sert bir dille eleştirdi.
İmamoğlu, “Elektrikli sandalye ne kadar sandalye ise, bunların demokrasisi de o kadar demokrasidir” diyerek, “tuğla gibi” ifadesiyle adlandırılan İBB iddianamesine de değinerek, “sunta gibi bile olamaması bir yana, çırpındıkça batan iktidar partisinin siyaseti de büyük bir savrulma yaşıyor” şeklinde konuştu.
İmamoğlu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Aziz Milletim,
Darbecilerin atadığı Yassıada Mahkemesi Başkanı, merhum Başbakan Adnan Menderes’in savunma hakkını engellerken hukuku hiçe sayarak şu sözleri söylüyordu: “Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor.”
Aradan geçen 65 yıla rağmen, darbecilerin “iradesinde” hiçbir şeyin değişmediği vurgulandı.
İBB İDDİANAMESİ
Cumhurbaşkanı adayı olmanın, diplomasının, kreş açmanın ve yurt yapmanın suç sayıldığı bir ortamda, savunma hakkının engellendiğini belirten İmamoğlu, “Görüntüm, sesim ve sosyal medya hesabı açmam yasaklanıyor” dedi.
Zaman geçtikçe, nesiller değişse de darbe zihniyetinin asla değişmediğini ifade eden İmamoğlu, millet iradesinin yine çiğnendiğini ve hukukun hiçe sayıldığını belirtti. Bu durumu, koltuğunu kaybetmekten korkanların isteği olarak değerlendirdi.
“Elektrikli sandalye ne kadar sandalye ise, bunların demokrasisi de o kadar demokrasidir” diyen İmamoğlu, “Tuğla gibi” denilen iddianamenin “sunta gibi” bile olamamasının yanı sıra, iktidar partisinin siyaseti konusunda yaşanan büyük savrulmalara dikkat çekti.
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ SÜRECİ
Verilen vaatlerin yerine getirilmediğini, sahte hayallerle milletin kandırılmaya çalışıldığını belirten İmamoğlu, içi boş suçlamalarla cezaevlerinde yatan insanların sayısının yıllardır arttığını vurguladı. Bu durumun, milletin duası olan terörden kurtulma ve barış içinde birlik olma iradesinin, çapsız koltuk siyasetinin malzemesi haline getirildiğini ifade etti.
“Terörsüz Türkiye devletimizin ve milletimizin projesidir” diyenlerin bu projeyi göz göre göre manipüle ettiğini ve sabote ettiğini dile getiren İmamoğlu, milletin yarısından fazlasını karşısına alarak yol alabileceğini düşünenlerin, barış umutlarını katlettiğini belirtti.
Tüm bu yaşananların adalet ve demokrasiyi her geçen gün daha fazla zayıflattığını söyledi.
DEMİRTAŞ, YÜKSEKDAĞ, ATALAY…
Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın AİHM kararına rağmen tahliye edilmediği, Can Atalay ve diğerlerinin AYM kararlarına rağmen serbest bırakılmadığı ifade edildi. Şartlı tahliye koşullarını sağlamış olan Selçuk Mızraklı’nın da hala özgürlüğüne kavuşamadığı vurgulandı.
Tüm Türkiye, seçimlerde kaybetmekten korkanların yargı eliyle yürüttüğü millet iradesine yönelik darbe sürecini tartışıyor. Demokrasi, adalet ve barış bir avuç muhterisin elinde can çekişiyor, bu durum birliğimiz ve dirliğimiz üzerinde ağır yaralar açıyor.
İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un mısraları, içinde bulunduğumuz tehlikeye dair bizleri uyarıyor:
“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”
‘DEMOKRASİ’ VE ‘SEÇİM’ VURGUSU
Milletimiz birlik olduğu sürece, Türkiye’yi hiçbir güç yıldıramaz.
Demokrasi ve adalet hâkim olduğu müddetçe, kimse devletimizi sarsamaz.
Ancak insanımız mutsuz, umutsuz ve çaresizken Türkiye ayağa kalkamaz.
Bölerek, bölünerek yürütülen siyaset kimseye kazandırmaz; kaybeden ise herkes olur.
Milletin iradesinin üstünde hiçbir güç yoktur ve bu irade, seçim günü geldiğinde elbet yetkisini kullanacaktır.
Türkiye’nin meselesi yalnızca gelecek seçimler değil, gelecek nesiller ve adalet duygusudur. Demokrasi ve hukuk bilinci, teknolojide, bilimde, sanatta, ekonomide, sanayide, ticarette, tarımda ve daha birçok alanda başarıyı gerektirir.
Demokrasi mücadelemizi sürdüreceğiz.
Milletin iktidarını kuracağız.
Devleti adalete, milleti umuda, refaha ve huzura kavuşturacağız.
Edirne’den Ardahan’a, ülkemizin her köşesinde çalışarak Türkiye’yi ayağa kaldıracağız.
Zafer milletimizin olacak!
Sizleri hasretle selamlıyorum,”




