1. Haberler
  2. SİYASET
  3. CHP İddianamesi: Siyaset ve Yargı İlişkisi

CHP İddianamesi: Siyaset ve Yargı İlişkisi

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Siyaset Bilimci Doç. Dr. Deniz Tansi, Cumhuriyet gazetesinin sorularını yanıtladı.

– Muhalefet, iddianameyi “iç boş” olarak nitelendirirken, iktidar ise “güçlü” bir belge olduğunu savunuyor. Bu kadar kısa sürede bu denli net değerlendirmelerin yapılmasının sebebi nedir?

Hukuken iddianameden bahsedebilmek için öncelikle mahkemenin bunu kabul etmesi gerekiyor. Şu anda, siyasal iktidara yakın medya tarafından bazı hükümler verildiğini görmekteyiz. Medyada birçok şey tartışılabilir. Ancak, gazeteci görünümündeki kişilerin hükümler vermeye çalışması kabul edilemez. Bu durum, yargıyı etkileme çabası olarak değerlendirilebilir. Yargı makamlarının durumu netleştirmesine izin vermek gerekli. İddianamenin hukuki boyutunu hukukçuların ele alması önceliklidir. Ancak iddianamenin içeriği üzerinden CHP’nin varlığı konuşulmaya başlandı ve mesele siyasi bir tartışmaya dönüştü.

– Savcılığın, suçlamalar çerçevesinde CHP hakkında Yargıtay’a bildirimde bulunduğuna dair iddianamedeki bilgiler sonrası tartışmaların başlaması beklenmiyor muydu?

1953 yılında Haksız İktisap Kanunu uygulanmıştı. Bu yasa ile CHP’nin mal varlığına ve İş Bankası’ndaki hisselerine el konuldu. 1980 darbesinin ardından diğer partilerle birlikte CHP de kapatıldı. CHP, benzer zorlukları geçmişte de yaşadı, fakat şu anda bir spekülasyondan bahsediyoruz.

– Borsa da hemen tepki gösterdi…

Elbette. Ayrıca hatırlarsanız, Cumhurbaşkanı’yken sayın Erdoğan’a yönelik de bir yargılama süreci yaşanmıştı. O dönemde medyada “Muhtar bile olamaz” gibi başlıklar atılmıştı. Ancak sonrasında haklarını geri kazanarak Cumhurbaşkanı oldu.

– Tutuksuz yargılanmıştı…

Evet, Erdoğan tutuksuz yargılanmıştı. Yargı ile siyaset kelimelerinin bir arada kullanılmaması gerekiyor. Yargı aracılığıyla siyasetin dizayn ediliyormuş gibi bir izlenim yaratmak yanlıştır. O zaman konu, İBB iddianamesi olmaktan çıkar.

– Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup toplantısında kullandığı “ahtapotun kolları” metaforu, iddianamede de yer alıyor. Siyasetçilerin söylemlerinin bir hukuk metninde bulunması siyasi tartışmalara neden olmuyor mu?

Siyasetle ilgili metaforların bu tür metinlerde bulunması alışıldık bir durum değil. Zira metafor kullanımı farklı anlamların yüklenmesine neden olabilir.

– Ergenekon dönemi iddianameleri göz önüne alındığında, sayfa sayısının fazla olması, iddialarla ilgili şüphelerin de artmasına neden olduğu yönünde yorumlar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kamuoyunun bu durumu nasıl algıladığı büyük önem taşıyor. Herkesin anlatma çabası içerisinde olduğunu görüyoruz. İddianame mahkemeye sunulmadan önce, özellikle teknik detayları iktidara yakın bir gazete aracılığıyla öğrendik. Anayasa, “Basın hürdür, sansür edilemez” derken, bazı medya organlarının istediği gibi yazdığı, diğerlerinin ise dikkatli olmak zorunda kaldığı bir tablo ortaya çıkıyor. Örneğin, kurultayda telefon dağıtılarak oy satın alındığına dair haberler yapıldı ve bu süreçte insanlar basında günlerce infaz edildi. Burada kritik olan, yargı sürecinde beraat etmenin yeterli olmamasıdır. Çünkü medya mahkemesi, insanı zor durumda bırakabilir. Ancak bu süreçte, iktidara yakın medyadaki söylemlerin fazla karşılık bulmadığını görmekteyiz.

– AKP’nin bu süreçten kazancı ne?

CHP, 30 Mart 2024 tarihinde birinci parti oldu ve beklenmedik yerlerde belediyeler kazandı. İçinde bulunulan yargısal süreçlerin CHP’ye zarar verebileceği öngörülmüş olabilir, ancak tam tersi, CHP’nin konsolide olduğunu gözlemliyoruz. Gerçekten zor bir sınav veriyorlar; bir yandan gerekenleri yapıyorlar, diğer yandan tutuklu yargılama süreçleri devam ediyor. İkisini bir arada yürütmek pek kolay değil.

‘SÜREÇ İKTİDARA YARAMIYOR’

Ben, AKP’nin bu durumdan memnun olduğunu düşünmüyorum. Bu durumu siyasal iktidara yakın medyadaki eleştirilerden anlıyorum. Birbirlerini acımasızca eleştirmeye başladılar. Ekonomi ve sosyal konular üzerinde tartışma yapılmıyor. Ancak bu, sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla bu süreç, iktidara yaramıyor.

– Zarar veriyor mu peki?

Bunu zamanla göreceğiz.

‘CHP ÖTEKİLEŞTİRİLİYOR’

– CHP’nin kurumsal olarak bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu düşünüyor musunuz?

CHP, ötekileştirilmeye çalışılıyor. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile başlayan ve Cumhuriyeti kuran bir parti olarak, bugün CHP’nin demokratik bir zeminde cumhuriyetin varlığını koruma görevi bulunuyor. Türkiye, kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sisteme geri dönmelidir. Ancak bunun için parlamentoda çoğunluk sağlanması gerekiyor. İki yüz yıllık modernleşme birikimimiz ve yüz yılı aşkın cumhuriyetimiz var. Türkiye, çok daha iyisini hak ediyor.

– İddianamede adı geçen milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması durumu söz konusu olursa, CHP nasıl bir strateji izlemeli?

Meclis’e birçok fezleke geliyor. Bu fezlekelerden hangilerinin yürürlüğe gireceği ise siyasal bir tercih meselesi. Dolayısıyla her an dokunulmazlıkların kaldırılması gündeme gelebilir. Bu konunun Meclis’e hangi kapsamda geleceği önemlidir. CHP, mücadelesini sürdürürken, hukuki açıdan kamuoyunu bilgilendirecek bir zemin oluşturmalı ve Meclis içindeki diğer fezlekeleri gündeme getirmelidir. Dokunulmazlıkların sadece belirli bir zemin üzerinden ele alınması, muhalefetle ilgili bir denge sorunu yaratacaktır.

– CHP, aday belirleme konusunda erken mi davrandı? Yaşanan süreç bu durumdan mı etkilendi?

Bu noktayı tahmin etmek zor. CHP, Altılı Masa döneminde sorunlar yaşadı. Altılı Masa, karmaşık bir yapı ortaya çıkardı ve seçmenler bu tür karmaşadan korkuyor. Seçmene daha sade ve net anlatımlar yapılmalı.

CHP, aynı hataları tekrarlamamak için proaktif bir yaklaşım benimsedi. Ön seçim yaparak ve cumhurbaşkanı adayını bir an önce belirleyerek bu durumu aşmayı hedefliyor.

‘İKTİDAR İTTİFAKI’

Sorun en başta başlıyor. Bu sistem, Türkiye’nin yapısına uygun değil. Başkanlık sistemi yalnızca ABD’de uygulanabilirken, Fransa’da yarı başkanlık söz konusudur. Fransa’da seçim ittifakları yapılmakta, belli koşullar altında koalisyon hükümetleri kurulmaktadır. Türkiye’de ise iktidar ittifakı var. Bu, yalnızca seçim odaklı bir ittif

CHP İddianamesi: Siyaset ve Yargı İlişkisi
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Asistantr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.